Cin Çarpması Nasıl Olur? Çarpılmak Hangi Şartlarda Olur?
Çarpılmak, Musallat ve Nazar Üç Ayrı Olaydır
Halk arasında üç ayrı hâl tek kelimeye sığdırılır: çarpılmak, musallat, nazar. Üçü de insanı ağırlaştırır, ama sebebi ve seyri birbirinden başkadır. Kelimeleri karıştırmak zararsız bir hata da değildir; yanlış ada göre aranan yardım da yanlış olur.
Çarpılmak bir temastır. Belirli bir anda olur ve o an bellidir; kişi "şuraya girdim, o günden sonra başladı" diyebilir. Musallat ise temas değil, kalıştır: haftalar içinde usulca yerleşir ve başlangıcı çoğu zaman hatırlanmaz. Yerleşmiş hâlin tarifini cin musallatı belirtileri yazısında ayrıca yazdım. Nazar ise varlık işi bile değildir; kaynağı insandır, haset yüklü bir bakıştır.
Hangisi olduğu, belirtinin türünden çok ne zaman ve neyin ardından başladığından anlaşılır. Çarpılmanın kendine ait bir şartlar listesi vardır, ve asıl mesele o listededir.
Çarpılma Yerin Değil, O Andaki Hâlin İşidir
Çarpılma tesadüf değildir; birkaç şart üst üste bindiğinde olur. Cinler bizimle aynı dünyada, ama başka bir katmanda yaşar (bu âlemin hakikatini cin nedir yazısında anlattım). O katmanı ayıran perde her yerde ve her saatte aynı kalınlıkta durmaz.
Vakalarda tekrar eden şartlar üç başlıkta toplanır:
- Mekân: ıssız, bakımsız, uzun zamandır insan girmemiş yerler. Viran ev, terk edilmiş hamam, mezarlık, bodrum ve kuyu başı gibi.
- Saat: karanlığın bastığı vakit ve gecenin geç saatleri. Gündüz kalabalığının içinde çarpılma anlatısı çok azdır.
- Hâl: kişinin ansızın büyük bir korkuya kapıldığı ya da öfkeden kendini kaybettiği an. Uzun bir kederle çökmüş olmak, sıcak sudan yeni çıkmak ve gafil, duadan uzak günler geçirmek de bu başlığa girer; ama bu sonuncusu her vakada olmaz, kimi vaka tamamen sakin bir anda anlatılır.
Neden bu şartlar? Çünkü temas, iki tarafın aynı anda birbirine yaklaşmasıyla olur. Terk edilmiş yerler o tarafın rahat durduğu yerlerdir; gecenin geç saatleri ise insanın en az uyanık, en az korunaklı olduğu vakittir. Korku ve öfke de insanın kendi iç düzenini bir anlığına dağıtır. Kapı iki yandan birden açılınca temas olur.
Yani belirleyici olan yerin kendisi değil, o yere hangi hâlde girildiğidir. Aynı harabeye giren iki kişiden biri hiçbir şey hissetmez, öteki ömrü boyunca o anı anlatır.
Çarpılmanın İmzası Belirtide Değil, Aniliktedir
Çarpılmanın imzası, belirtinin türü değil başlangıcın keskinliğidir. Yerleşmiş musallatta "ne zaman başladı?" sorusunun cevabı yoktur; çarpılmada çoğu kişi saatini bile söyleyebilir.
Ama anlatılan ilk an neredeyse hep aynıdır: bedende bir anda yükselen soğuk bir ürperti, ensede veya sırtta dokunuş hissi, göz kararması, o yerden çıkma aceleciliği. Hemen ardından kalbin hızlandığı, ellerin titrediği, ağzın kuruduğu birkaç dakika gelir.
Şunu da söyleyeyim: aynı ilk dakikalar bir panik atakta da yaşanır. İkisini ayıran, ürpertinin belirli bir yere ve belirli bir ana bağlı olması, ve o yerden çıkıldığı hâlde bitmemesidir.
Sonraki günlerde tablo şekil değiştirir ve şu ortak imzayı verir: ağırlık geceleri ve yalnız kalındığında artar. O günlerde görülen belirtileri tek tek cin çarpması belirtileri yazısında saydım, burada tekrarlamayacağım. Burada önemli olan ilk andır, çünkü teşhis çoğu zaman o andan geriye doğru kurulur.
O An Ne Yapılır? Önce Hastane, Sonra Ehline Danışmak
Sıra pazarlığa açık değildir. Ani yüz kayması, vücudun bir tarafında ani güçsüzlük, ani konuşma kaybı, bayılma, kasılma ve nöbet tıbbi acildir. Bu tabloda gidilecek yer hoca değil, hastanedir; 112 aranır. Burada kaybedilen vakit geri gelmez.
Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür: bir kısmı tamamen tıbbidir, o zaman doktorla çalışılır ve ilaç asla bırakılmaz; bir kısmı manevi kaynaklı olabilir. Hangisi olduğunu sağlık taraması ile dürüst bir bakım birlikte gösterir.
Tıbbi taraf elendiyse, herkesin elinde duran şey okumaktır: Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs. Gece basılma varsa Cin Sûresi 1-13. Bu okumalar bir tarif ya da işlem değildir; niyetle okunan Kur'an'dır, kimseden izin gerektirmez. Korunmanın gündelik tarafını cin musallatından nasıl korunulur yazısında topladım. Bunun dışında "şunu yak, şunu göm" diyen hiçbir tarife yaklaşılmaz; o tarifler koruma değil, büyüdür.
Tablo günler içinde geçmiyorsa oyalanmadan ehline danışılır. Kime gidileceğine karar verirken gerçek hocayı sahtesinden ayıran işaretlere bak. Netice Allah'tandır.
Sıkça Sorulan Sorular
Cin çarpması nasıl olur?
Çarpılma tek bir sebeple değil, birkaç şartın aynı ana denk gelmesiyle olur: ıssız ve bakımsız bir yer, karanlığın bastığı bir saat, ve kişinin ansızın korkuya kapıldığı ya da öfkeyle kendinden geçtiği bir hâl. Belirleyici olan mekânın kendisi değil, o mekâna hangi hâlde girildiğidir. Aynı yere giren herkes aynı şeyi yaşamaz. Ani ve ağır bedensel belirtiler varsa önce doktora gidilir.
Çarpıldığımı nasıl anlarım?
En ayırt edici işaret belirtinin türü değil, başlangıcın keskinliğidir. Çarpılmada kişi çoğu zaman "şu anda başladı" diyebilir; yerleşmiş musallatta bu cevap yoktur. İkinci işaret, ağırlığın geceleri ve yalnız kalındığında artmasıdır. Bu soruyu tek bir belirtiye bakarak cevaplamak doğru olmaz: aynı tabloyu uykusuzluk, kaygı ve bazı tıbbi durumlar da verir. Doğru sıra önce sağlık taraması, sonra dürüst bir bakımdır.
Cinin alametleri nelerdir?
Anlatılan alametlerin ortak yanı üçtür: belirli bir yere ve belirli bir ana bağlı olmak, geceleri ve yalnız kalındığında ağırlaşmak, gündüz kalabalıkta hafiflemek. Kişi çoğu vakada o yerden çıkmak ister, ensesinde bir dokunuş ya da izleniyor olma hissi tarif eder. Bu işaretlerin tıbbi bir karşılığı olup olmadığı önce elenir; ancak ondan sonra manevi tarafa bakılır.
Cin çarpması gece mi olur?
Vakaların çoğu karanlığın bastığı vakitten sonra anlatılır, ama gece şart değildir. Gündüz de, ıssız ve bakımsız bir yerde, kişi büyük bir korku ya da öfke yaşarken çarpılma anlatılır. Gecenin ağırlık kazanmasının sebebi, insanın o saatlerde daha yorgun, daha yalnız ve daha az uyanık olmasıdır. Yani belirleyici olan saatin kendisi değil, o saatte insanın hangi hâlde bulunduğudur.
Her ıssız yere giren çarpılır mı?
Hayır. Boş korkuya kapılmak da doğru değildir. Terk edilmiş bir eve, bir mezarlığa ya da bakımsız bir yapıya giren insanların çoğu hiçbir şey yaşamaz. Riski artıran şey, o anda korkuya kapılmak ve gafil, korumasız bulunmaktır. Abdestini, duasını ve okumasını sürdüren biri için orası da başka bir yer gibidir. Kimseyi bu korkuyla evine kapatmak istemem.
Ani felç, bayılma ya da kasılma cin çarpması olabilir mi?
Bu belirtiler önce tıbbın işidir. Ani yüz kayması, vücudun bir tarafında güçsüzlük, ani konuşma kaybı, bayılma, kasılma ve nöbet acil bir tabloya işaret edebilir; bu durumda hastaneye gidilir, gerekirse 112 aranır. Sara ve psikoz tıbbi tablolardır; ilaç kimsenin sözüyle bırakılmaz. Tıbbi sebep elendikten sonra manevi tarafa bakılır ve bu sıra hiçbir zaman değişmez.