Negatif Enerji Nedir? Nazar mı, Yoksa Adı Konmamış Başka Bir Ağırlık mı?
“Negatif Enerji Nedir?” Diye Soran, Aslında Bir Hissin Adını Arıyor
“Negatif enerji nedir, bende olan şey bu mu?” Bu soruyla gelen insanın elinde bir tanım yoktur, bir his vardır. Eve girince içi daralıyordur. Belli birileriyle oturup kalktıktan sonra saatlerce kendine gelemiyordur. Evde herkes durduk yere birbirine giriyordur. Üstünde tarif edemediği bir ağırlık vardır, ve biri ona “sende negatif enerji var” demiştir.
Bu kelime bizim geleneğimizden gelmiyor. Batıdaki enerji anlatısından Türkçeye geçti. O anlatıda his, ortada dolaşan ve tuzla, tütsüyle, taşla temizlenen bir maddeye dönüşür. Kelimeyle birlikte çoğu zaman bir de satış gelir: tuz lambası, kristal seti, “enerji temizliği” seansı. Soruyu soran insan eve cevapla değil, bir ürünle döner.
Negatif enerji diye bir şey yok diyecektim. Öyle demek haksızlık olur. Daha doğrusu şu: o kelimenin anlattığı his gerçek, ona verilen açıklama ise yanlış kapıya çıkıyor. İnsan aylarca evini tütsüler, ağırlık aynen yerinde durur, çünkü sebebine hiç bakılmamıştır.
Bizim geleneğimiz bu hisse tek bir ad vermez; sebebine göre ayrı adlar verir. Ne olduğunu bulmanın yolu da o adları birbirinden ayırmaktan geçer.
Bu Hissin Altından Çoğu Zaman Dört Ayrı Şey Çıkar
Anlatılan tablolarda “negatif enerji” kelimesinin altından çıkanlar kabaca dört başlıkta toplanır:
- Dünyanın kendi yükü. Uzun süren uykusuzluk, bir yas, biriken borç, bitmeyen bir aile gerginliği. Bir de doğrudan tıbbi olanlar: depresyon, kaygı bozukluğu, tiroid, kansızlık. Listenin en kalabalık maddesi budur ve önce bu elenir.
- Nazar. Bir görünürlüğün ardından başlar: bir müjde, bir düğün, paylaşılan bir fotoğraf.
- Haset. Belli bir kişiyle karşılaştıktan sonra tazelenen ağırlık. Görüşmeden önce iyisindir, görüşmeden sonra saatlerce kendine gelemezsin.
- Evin ağırlığı. Kişide değil mekânda durur; evden çıkınca hafifler, dönünce geri gelir.
Bu dördünün dışında bir de musallat vardır, ama “negatif enerji” diye tarif edilen tablolarda en seyrek çıkanı odur. Gece artan sesler, gölgeler ve ev halkına geçen uykusuzluk varsa ayrı bakılır.
Hangisi olduğunu en iyi gösteren şey belirti değil, tarihtir. Ağırlık ne zaman başladı? Bir güne bağlanabiliyorsa o günün öncesinde çoğu zaman anlatılmayı bekleyen bir şey vardır. Yayılarak, tarihsiz gelen bir ağırlık ise daha çok dünyanın yükünü ya da bir hastalığı düşündürür. Sonra yere bak: ağırlık evde mi artıyor, iş yerinde mi, yoksa belli bir insanın yanında mı? Yer değişince geçen ağırlık ile her yerde seninle gelen ağırlık aynı şey değildir. Belirtilerin tam dökümünü nazar belirtileri yazısında verdim.
Nazar Bir Bakıştır, Haset Bir Dilektir; İkisinin de Bir Sahibi Vardır
Enerji anlatısının en çok yanılttığı yer burası. O anlatıda ağırlığın sahibi yoktur, havada asılı durur. Nazarda ve hasette ise ağırlığın bir kaynağı vardır ve o kaynak bir insandır.
Resûlullah “Nazar haktır” buyurmuştur; hadis Buhârî ve Müslim'de geçer. Nazar çoğu zaman niyetsizdir. Bir övgü, bir hayranlık, Allah anılmadan söylenmiş bir “ne güzel” yeter. Kişi bilmeden değdirir, hatta kendine de değdirebilir; o tarafı kendi kendine nazar eder mi yazısında anlattım. Nazar için okunan Kalem Sûresi'nin 51. âyeti de bir bakışı anlatır: inkâr edenlerin, Kur'an'ı duyduklarında Resûlullah'ı neredeyse gözleriyle devirecek gibi baktıklarını.
Haset ise bir dilektir: başkasındaki nimetin ondan gitmesini istemek. İmrenmekten, yani gıptadan farkı budur. Gıpta eden “bende de olsun” der, haset eden “onda olmasın” der. Gıpta caizdir, haset kalbin hastalığıdır. Felak Sûresi'nin son âyeti hasetçinin şerrinden sığınmayı öğretir ve o şerri “haset ettiği zaman” diye bir ana bağlar. Haset süregelen bir hâl olduğu için her karşılaşmada yeniden kabarır.
Hep aynı kişiyle görüştükten sonra tükeniyorsan ve bu yıllardır böyleyse, “o insanın enerjisi kötü” demek yerine bu ayrıma bakmak sana daha çok şey söyler. Her karşılaşmada tazelenen bu tabloyu ağır nazar belirtileri yazısında ayrıca açtım.
Evi Temizlemek Bazen Tutar, Bazen İki Gün Sonra Bozulur; Fark Buradadır
Bir şey sorayım sana. Evini baştan aşağı temizledin, pencereleri açtın, eşyayı toparladın, Kur'an okudun. Sonra ne oldu?
İki cevap duyarım. Birincisinde rahatlama yerinde kalır. Kavgaların, yasın, dağınıklığın biriktirdiği ağırlık düzenle ve okunan Kur'an ile hafiflemiştir ve öyle kalır. Resûlullah'ın, içinde Bakara Sûresi okunan evden şeytanın kaçtığını haber verdiği hadis Müslim'de geçer; evin okunması boşuna değildir. Evi toparlamayı da küçümsemiyorum; havasız, dağınık, kavgalı bir ev herkesin içini daraltır ve bunu düzeltmek için hoca gerekmez.
İkincisinde iki üç gün iyi gelir, sonra ağırlık aynen geri döner. Üstelik evden çıkınca da seninle gelir; işte de, misafirlikte de üstündedir. Tatile gidersin, bir hafta sonra aynı ağırlığı orada da anlatırsın. Bu tablo mekânla açıklanmaz. Sorun baştan evin havasında değildi, kişideydi ya da her karşılaşmada tazelenen bir kaynaktaydı. Her gün yeniden tütsülemek bu yüzden bir şey değiştirmez.
Bir üçüncü ihtimal daha var: ağırlık gerçekten evde duruyor ama temizlikle de geçmiyor; belli bir odada kimse duramıyor, geceleri sesler geliyor. O tabloyu evde musallat belirtileri yazısında, mekânın ağırlığını da ev ve iş yerindeki ağırlık yazısında anlattım.
Ağırlığın Adı Doğru Konunca Yolu da Belli Olur
Önce hekim. Aylardır süren tükenmişlik, uykusuzluk ya da hiçbir şeyden tat alamamak depresyonun, tiroidin ya da kansızlığın işareti olabilir; bunlar gerçek hastalıklardır ve tedavileri vardır. Kullandığın ilacı kendi kendine bırakma. Kendine zarar verme düşüncen varsa 112'yi ara.
Tuz, tütsü, taş ya da kristal bu ağırlığın ilacı değildir. Bunlarla aylarını geçiren insanları çok dinledim; çoğunun kaybettiği şey para değil, zamandı. Kendi başına yapabileceğin şey okumaktır: Âyetel Kürsî (Bakara 255), Felak ve Nâs sûreleri, nazar için Kalem Sûresi'nin 51 ve 52. âyetleri.
Bakımda adını ve annenin adını alırım, durumuna bakarım. Nazar mı, haset mi, evin ağırlığı mı, başka bir şey mi, yoksa hiçbir şey mi; ne çıkarsa söylerim, yoksa “yok” derim. İş doktorunsa doktora yönlendiririm. Nazar ya da haset çıkarsa o ağırlığa yalnızca Kur'an ve dua ile bakılır. Kimin olduğunu bulmak bakımın konusu değildir; kimse isim verilerek suçlanmaz, bakılan şey ağırlığın kendisidir.
Varmak istediğimiz yer de belli: eve girerken içinin açılması, o insanla oturup kalktıktan sonra kendin olarak kalabilmek, akşam sofrasında kimsenin birbirine girmemesi, namazı dağılmadan kılmak. Bakmak bizim işimiz, ağırlığı kaldıran Allah'tır. Tek bir ücret var, ilk görüşmede net söylenir. Netice Allah'tandır. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Negatif enerji nedir?
Negatif enerji, insanların adını koyamadığı bir ağırlığa verdiği genel bir addır: eve girince içinin daralması, belli insanlardan sonra tükenmek, evde sebepsiz gerginlik. Kelime Batıdaki enerji anlatısından gelir ve bu hissi temizlenecek bir madde gibi anlatır. Bizim geleneğimiz ise sebebe bakar. Altından çoğu zaman dünyevi ya da tıbbi bir yük, nazar, haset ya da evin kendi ağırlığı çıkar.
Negatif enerji İslam'da var mı?
Negatif enerji Kur'an ve hadiste geçen bir kavram değildir. Ama o kelimeyle anlatılan şeylerin bir kısmının karşılığı vardır: nazarın hak olduğu hadiste bildirilir, hasetçinin şerrinden sığınmayı Felak Sûresi öğretir, cinlerin varlığı da Kur'an'da haber verilir. Bir kısmının ise dünyevi ve tıbbi karşılığı vardır. Yani İslam bu hissi yok saymaz; sebebine göre adlandırır ve her sebebe kendi yolunu gösterir.
Nazar mı negatif enerji mi nasıl anlaşılır?
Başlangıç tarihine ve temizliğe verdiği cevaba bak. Nazar çoğu zaman bir müjdenin, bir düğünün ya da paylaşılan bir sevincin ardından başlar ve kişinin peşinden gelir; evden çıkınca geçmez. Evin kendi yükü ise mekânda durur, düzen ve okunan Kur'an ile hafifler ve öyle kalır. Rahatlama iki üç gün sonra aynen bozuluyorsa ağırlık büyük ihtimalle mekânda değil kişidedir. Kesin ayrımı bakım koyar.
Evde negatif enerji olduğu nasıl anlaşılır?
Anlatılan tabloda ağırlık kişide değil evde durur: kapıdan girince göğüs sıkışır, evden çıkınca hafiflik gelir, evde herkes durduk yere birbirine girer. Önce dünyevi sebepler elenir; uzun süren bir yas, bitmeyen kavgalar, uykusuzluk evin havasını da ağırlaştırır. Temizlik ve düzenli okunan Kur'an ile geçmiyorsa, belli bir odada kimse duramıyor ve geceleri sesler geliyorsa ayrıca bakılır.
Negatif enerji nasıl atılır?
Önce sebebi bulunur, çünkü her sebebin yolu ayrıdır. Tıbbi bir sebep varsa hekimle tedavi edilir. Evin kendi yükü düzenle ve okunan Kur'an ile hafifler; içinde Bakara Sûresi okunan evden şeytanın kaçtığı hadiste bildirilir. Nazar ya da haset çıkarsa yalnızca Kur'an ve dua ile bakılır. Tuz, tütsü, taş ya da kristal bu ağırlığın ilacı değildir. Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs okumayı bırakma.
Bazı insanların yanında neden tükeniyorum?
Bunun birden fazla sebebi olabilir. Yorucu bir ilişki, sürekli eleştiri ya da gerginlik insanı gerçekten tüketir ve bunun manevi bir açıklaması gerekmez. Ama tükenmişlik hep aynı kişiyle karşılaştıktan sonra geliyorsa, yıllardır sürüyorsa ve her karşılaşmada tazeleniyorsa haset düşünülür. Kimden geldiğini aramak yerine ağırlığın hangi karşılaşmalardan sonra geldiğini not et. Emin değilsen yaz, birlikte bakalım.