Şifa Çalışmaları: Hastalığın Manevi Boyutu Var mı?
Şifayı Veren Allah'tır; Burada Yapılan İş Bakmaktır
Bu kapıda ilk söylenmesi gereken söz şudur: şifayı veren Allah'tır. Ben şifa dağıtmam, şifa satmam, şifa sözü vermem. Yaptığım iş bakmaktır; tabloda manevi bir katman görünüyor mu, görünmüyor mu.
Bunu baştan ayırmak gerekiyor, çünkü insanlar bu kapıya çok yorgun gelir. Yıllardır bir derdi taşıyan, kapı kapı gezen, umudu birkaç kez kırılmış bir insan, kendisine „ben seni iyileştiririm” diyen ilk sese tutunmak ister. O ses doğru söylemiyordur. Garanti veren yanlış söyler. Şifanın sözünü kimse veremez.
Benim söyleyebileceğim şey dar ve nettir: bakarım, ne varsa onu söylerim, çıkmazsa „yok” derim. Doktorun işiyse doktora yönlendiririm. Bu, kimseyi geri çevirmek değil, doğru kapıyı göstermektir.
Bu Kapıya Gelen Şikâyetlerin Çoğunun Manevi Bir Sebebi Yoktur
Dürüst olalım: büyük çoğunluğun manevi bir sebebi yoktur. Beden yorulur, hastalanır, yaşlanır. Bunlar hayatın olağan akışıdır ve çaresi dünyadadır.
Bir ağrının, bir yorgunluğun, bir uykusuzluğun ardında çoğu vakada şunlar durur: henüz teşhis konmamış bir rahatsızlık, düşük demir ya da B12, tiroid gibi bir hormon dengesizliği, vardiyayla bozulmuş bir uyku düzeni, ağır bir iş temposu, çözülmemiş bir yas, uzun süredir taşınan bir stres. Bunların hiçbiri için manevi bakım gerekmez. Bunlar için hekim, tahlil ve tedbir gerekir.
(Konuyla doğrudan ilgisi yok ama yıllardır dikkatimi çekiyor: bana en kalın tahlil dosyasıyla gelenler, çoğu zaman en az manevi bulgusu çıkanlar oluyor.)
Herkese „sende bir şey var” diyen kişi sahtedir. Gerçek hoca nasıl anlaşılır listesi tam bunun için duruyor; bana gelmesen bile o listeye bak.
Sıra Değişmez: Önce Hekim, Sonra Teşhis
Sıralamanın pazarlığı yoktur. Önce doktor. Şikâyetin ne olursa olsun, hekime görünmeden ve tahlilin yapılmadan manevi bir hüküm kurulmaz.
Bunun iki sebebi var. Birincisi, tedavi edilebilir bir hastalığı manevi sanıp geciktirmek insana zarar verir; kaybedilen zaman geri gelmez. İkincisi, temiz bir tıbbi tablo teşhisi kolaylaştırır. Doktorun eledikleri, bakılacak alanı daraltır.
Bazı başlıklarda kapı yalnızca hekime açılır ve bende hiç açılmaz. Otizm ve MS tıbbın işidir. Bunlar için seni doktora yönlendiririm; manevi bir çerçeveye hiç sokmam, başka bir şey de söylemem.
Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür. Bir kısmı tamamen tıbbidir ve doktorunla yürütülür. Bu kapıda ilaç asla bıraktırılmaz; kimseye ilacını kestirme, dozunu azaltma, kontrolünü erteleme sözü söylenmez. Diğer kısmına ise ancak tıbbi eleme tamamlandıktan sonra bakılır. Hangisi olduğunu uzaktan kesin söylemek mümkün değil; ben de söylemem. Bu başlıkta yapılabilecek en zararlı şey, tahminle hüküm kurmaktır.
Aynı kural ruhsal şikâyetler için de geçerlidir. Anksiyete ve depresyonun önce psikiyatri ve terapi tarafı vardır; o taraf atlanmaz, ertelenmez.
Manevi Katman Ne Zaman Gündeme Gelir?
Dünyevi sebepleri dürüstçe eledin, hekime göründün, tedavin sürüyor. Ama bir şey oturmuyor. Manevi katman tam burada gündeme gelir, önce değil.
Bakılan imzalar şunlardır. Tedavi bir yere kadar götürüp orada duruyor: ilaç ya da tedavi başta işe yarıyor, sonra bir eşiğe gelip takılıyor. Tetkikler üst üste temiz çıkıyor ama şikâyet yerinde duruyor. Şikâyet gezici: bir yer düzelirken başkası çıkıyor, hiçbiri tek bir tabloya oturmuyor. Geceleri ve yalnızken ağırlaşıyor: gündüz kalabalıkta hafifleyen şikâyet, akşam ve yalnızlıkta üstüne çöküyor. Bu sonuncusu, bizim insanımızın asırlardır bildiği ortak imzadır ve tek başına en çok anlatan işarettir.
Sitedeki Kendini Yokla listesindeki kulak çınlaması, kalp sıkışması, sebepsiz morluklar, dayak yemiş gibi yorgun uyanma gibi işaretler de bu tabloyla örtüşebilir. Bir iki işaret tek başına hüküm değildir. Bir arada ve inatla geliyorsa, tablo bakılmayı hak eder. Musallat belirtileriyle karışan yer de burasıdır.
Bakım kısmı gizemli bir sahne değildir. Ad ve anne adı alınır, tabloya bakılır; bakımda bana hizmet eden hüddamlarım vardır, tabloyu onlarla birlikte görürüm. Gurbetten olması fark etmez, mesafe manevi işe engel değildir. Manevi bir katman görünürse yalnızca Kur'an ve dua ile çalışılır ve ne yapılacağını başlamadan önce bilirsin. Görünmezse „yok” denir, sen tedavine devam edersin. Bu iş bir tedavi değil, bir teşhistir; hekimin yerine değil, yanında durur.
Kendin Okuyabileceklerin Var, Sınırı da Var
Danışsan da danışmasan da işine yarasın. Şifa niyetiyle okunanlar asırlardır ehlinden ehline nakledilir ve herkes kendisi için okuyabilir.
Şifa niyetiyle İsrâ 82, Şuarâ 80 ve Fussilet 44 okunur. Daralma hâlinde ehlimiz Müzzemmil Sûresi'ni okumayı âdet edinmiştir. Korunmak için Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs günlük kalkandır. Abdestli, acele etmeden, niyet ederek oku.
Sınırını da açık söyleyeyim. Bunlar birer vesiledir, tılsım değildir. Hiçbiri tedavi değildir ve hiçbiri ilacının, doktorunun, terapistinin yerine geçmez; onların yanında yürür.
Yıllardır aynı derdi taşıyan, tahlilleri temiz çıktığı hâlde şikâyeti sürenler için tek doğru sıra şudur: önce hekimine, sonra bu işin ehline danış. Kime gidersen git, şu işaretlere bakmadan gitme. Netice Allah'tandır.
Sıkça Sorulan Sorular
Manevi bakım doktor tedavisinin yerine geçer mi?
Hayır, asla. Doktorun ve terapistin çalışmasının yanında yürür, yerine değil. Bu kapıda kimseye ilacı bıraktırılmaz, tedavisi kestirilmez, kontrolü ertelettirilmez. Şikâyet doktorun işiyse bu açıkça söylenir ve kişi hekime yönlendirilir. Otizm ve MS gibi başlıklarda kapı yalnızca hekime açılır.
İlaç kullanıyorum. Bakım sırasında bırakmam gerekir mi?
Kesinlikle hayır. İlacını doktorun düzenler, başka kimse değil. Dozu azaltmak, ara vermek ya da kontrolü ertelemek bu kapıda hiçbir şekilde söylenmez. Böyle bir şey söyleyen kişiden uzak dur; bu, insana doğrudan zarar veren bir tavsiyedir. Manevi bakım tedavinin yanında yürür, ikisi birbirine engel değildir.
Tahlillerim temiz çıkıyor ama şikâyetim sürüyor. Bu manevi mi?
Olabilir, ama baştan hüküm vermek doğru olmaz. Önce tetkiklerin tamamlanması ve doktorun elemesi gerekir. Temiz bir tıbbi tablo, şikâyet inatla sürüyorsa ve geceleri ile yalnızken ağırlaşıyorsa, manevi teşhis ancak o zaman gündeme gelir. Tahminle karar verilmez; bakılır.
Şifa çalışması sonucu garanti eder mi?
Hayır. Sonuç garantisi veren kişi yanlış söyler ve bu, bu başlıkta en çok istismar edilen cümledir. Şifayı veren Allah'tır. Yapılan iş bir teşhistir: tabloda manevi bir katman görünüyor mu, görünmüyor mu. Ne yapılacağı başlamadan önce açıkça söylenir. Netice Allah'tandır.