Büyü Nasıl Bozulur? Sıra Doğru Kurulmadan Hiçbir Şey Yürümez
Bana Yazanların Çoğu Sırayı Ters Kuruyor
Bana yazanların çoğunda aynı sıra hatası var: daha üzerinde ne olduğu belli değilken, ne yapılacağını soruyorlar. İlk cümle genelde şöyle geliyor: “Hocam, bunu bozmak için ne okumam gerekiyor?”
Soru yanlış değil. Sadece ikinci sırada.
Çoğu vakada o kişi bunu ilk kez sormuyor. Aylardır bir şeyler okuyor, bir yerlere gitmiş, kimi zaman iki üç kapı dolaşmış oluyor. Elinde bir sonuç yok; onun yerine elinde bir kayıp zaman var.
İlk mesajlarda tekrar eden bir ayrıntı daha var. İnsanlar başlarına gelenden çok, kimin yaptığını anlatıyor. Şüphelendiği kişinin adını yazıyor, o kişinin en son ne dediğini yazıyor, kendi tablosunu ise iki satırda geçiştiriyor. Oysa çalışılacak olan senin tablon.
Burada anlattığım şey bir tarif değil. Tarif vermem. Bu iş internetten okunup evde uygulanacak bir iş değildir ve kimseye “şunu şu kadar oku, düğüm çözülür” demem. Anlatacağım şey işin şekli. Hangi adım hangisinden önce gelir, insanlar en çok nerede ay kaybeder. Bir de sürenin neden vakadan vakaya bu kadar değiştiği.
Büyü Yalnızca Kur'an ve Dua ile Bozulur, Karşı Büyüyle Değil
Bunu en başa yazıyorum, çünkü geri kalan her şey buna bağlı.
Büyü, Allah'ın izniyle yalnızca Kur'an ve dua ile bozulur. Karşı büyü diye bir çözüm bu kapıda yoktur. “Sahibine geri gönderelim” diye bir şey de yoktur; ben kimsenin üzerine bir şey göndermem, isteyene de bunu yapmam. Bağlama, ayırma, geri getirme hiçbir başlık altında bizde bulunmaz.
Bakara Sûresi'nin 102. ayeti sihirden bahseder ve o işi satın alanın âhirette bir nasibi olmadığını bildirir. Büyü yapan da yaptıran da aynı tarafta durur. Bir zararı ikinci bir haramla kaldırmaya çalışmak, insanı çıktığı yerden daha kötü bir yere koyar.
Karşı büyünün insana cazip gelmesinin sebebi şu: ilk günlerde bir rahatlama hissi verebiliyor. O his, üstteki ağırlığın yer değiştirmesinden ibarettir. Altta iki iş birden kalır ve tablo eskisinden karışık hâle gelir. Önüme gelen en zor vakalar, daha önce büyüyle müdahale edilmiş olanlardır.
Bozmak ise büyü yapmak değildir. Yapılan iş şu: bir zararın kalkması için Kur'an okunur ve Allah'tan istenir. Talep Allah'a yöneliktir. Kimsenin iradesine dokunulmaz, kimseye zarar verilmez. Aradaki fark budur ve bu fark her şeydir.
Aylar En Çok Nerede Kayboluyor?
Gelenlerin anlattıklarından çıkan tablo şu.
Birincisi beklemek. “Geçer” denir, altı ay geçer, tablo aynı yerde durur. Bu arada kişi yorulur, evin havası bozulur, iş sarpa sarar. Ağırlık aynı ağırlıktır, ama artık yerleşmiştir.
İkincisi teşhissiz çalışmak. Üzerinde ne olduğu bilinmeden bir işleme başlanır. Nazar için yapılan iş büyüye yetmez, büyü için yapılan iş musallatı kaldırmaz. Yanlış yere harcanan emek boşa gitmiş sayılmaz, yani okuduğun şey sana yazılır; fakat üzerindeki düğüm yerinde durur.
Üçüncüsü kapı kapı dolaşmak. Her kapıda baştan başlanır, hiçbiri tamamlanmaz. Bir de para gider.
(İnsanların bana anlatırken en çok utandığı şey, kaç yere gittikleri oluyor. Utanılacak bir şey değil; ben o sayıyı yargılamak için değil, nelerin denendiğini bilmek için soruyorum.)
Bir de şu var: senden ip, saç, tırnak, altın ya da kurban isteyen bir yere gitmek. Bunların hiçbiri bozma işinin parçası değildir. Böyle bir şey istendiğinde, orada yapılan iş bozmak değildir.
Bir de aynı anda birkaç yerden okutmak var. İyi niyetle yapılıyor, sonucu ise takibi imkânsız hâle getiriyor. Bir şey düzeldiğinde neyin düzelttiği bilinmiyor, ters gittiğinde de nereye bakılacağı belli olmuyor.
Hiçbir Çalışma Teşhisten Önce Başlamaz
Teşhis, bu işin en az konuşulan ama en belirleyici parçası. Ne olduğu bilinmeden yapılan hiçbir şey hedefi tutmaz.
Bakılan şey şudur: belirtiler aynı dönemde mi başladı, bir olaya mı denk geldi, kaç alana birden yayıldı. Uyku, sağlık, iş ve evin içi aynı anda mı bozuldu. Bir de şu soru var, bence en ayırt edicisi: düzelmeye başlarken tekrar bozulan bir şey oluyor mu? Bunların cevabı, tablonun büyü mü, musallat mı, nazar mı, yoksa doktorun bakması gereken bir şey mi olduğunu ayırır.
Yanlış teşhisin bedeli sadece zaman değil. Musallat varken yalnızca nazar çalışması yapılırsa tablo bir süre hafifler, sonra daha sert döner. Kişi bu sefer “demek ki hiçbir şey fayda etmiyor” demeye başlar. Asıl kayıp buradadır: insanın ümidi kesilir.
Kendi üzerinde bir şey olup olmadığından emin değilsen, o ayrımı üzerimde büyü var mı yazısında adım adım yazdım. Derdin kendin için değil de bir yakının içinse, dışarıdan bakarken nelere dikkat edildiğini bir başkasında büyü olup olmadığı yazısında ayrıca anlattım.
Teşhis bende adla yapılır. Adını ve annenin adını alırım, durumuna bakarım. Bakımı yalnız yapmam; bana hizmet eden hüddamlarım vardır, tabloyu onlarla birlikte görürüm. Çıkan neyse onu söylerim. Bir şey çıkmazsa “yok” derim. Bu kapıda herkese “sende büyü var” denmez.
Bozma İşi Hangi Sırayla Yürür?
Sıra her vakada aynıdır. Değişen, her basamağın ne kadar süreceğidir.
- Teşhis. Ne olduğuna bakılır: büyü mü, musallat mı, nazar mı, yoksa doktorun işi mi.
- Açık söylenmesi. Ne bulunduğu sana anlatılır; ne yapılacağını daha başlamadan bilirsin.
- Çalışma. Varsa o bağ, Allah'ın izniyle yalnızca Kur'an ve dua ile çözülür.
- Koruma. Kişi ve ev korumaya alınır; çözmek kadar korumak da işin parçasıdır.
- Takip. Sonraki günlerde ne yaşadığın konuşulur, tablonun nereye gittiği oradan görülür.
Koruma neden en sonda? Çünkü boşalmayan yere kalkan kurulmaz. Önce ağırlık kalkar, sonra kapı kapanır. Takip basamağı da süs değil; bir şeyin eksik kaldığını en çabuk oradan anlarım. Uyku düzelip evin havası düzelmediyse, bakılacak ikinci bir yer var demektir.
Bu sırada senin elinde bir tarif yok, çünkü tarif diye bir şey vermiyorum. Kendi başına okuyacakların koruma tarafındadır: ana sayfada yazdığım gibi, büyüden korunmak için Âyetel Kürsî ile Felak ve Nâs sûreleri okunur. Bunlar günlük bir kalkandır. Yerleşmiş bir bağı sökmek ayrı bir iştir ve internetten öğrenilmez.
Çalışma yürürken hissedilenler başlı başına bir konu. İlk günlerin neden çoğu zaman daha ağır geçtiğini büyü bozulurken görülen belirtiler yazısında ayrıntısıyla anlattım.
Büyü Kendiliğinden Bozulur mu?
Bir kısmı bozulur. Hepsi bozulmaz.
Zayıf yapılmış, niyeti tutmamış, üstelik üzerine düzenli okuma yapan bir kişiye isabet etmiş bir iş zamanla dağılabilir. Çoğu vakada gördüğüm ise bunun tersi: yerinde kalır ve zamanla yerleşir. İnsan ona alışır, alıştığı için de “benim huyum böyle” demeye başlar. En çok zaman kaybettiren cümle budur.
Bir de şu yanılgı var. Kişi bir dönem kendini iyi hisseder ve “kendiliğinden geçti” der. Çoğu vakada geçen şey iş değil, o dönemin baskısıdır. Bir tatil ya da hayatın temposunun bir süre düşmesi tabloyu bastırabilir. Baskı kalkınca aynı yerden aynı şey çıkar.
Ayırmanın pratik bir yolu var: tablo düz mü gidiyor, yoksa hafifliyor mu? Aylar içinde belirtiler seyreliyor ve araları açılıyorsa, iş zaten çözülüyor olabilir. Aynı tempoda devam ediyorsa ya da her düzelme denemesinde geri geliyorsa, kendiliğinden gitmesini beklemek yalnızca süreyi uzatır.
Nazar tarafında tablo daha çabuk dağılır; aradaki farkı nazarın nasıl bozulduğu yazısında ayrı yazdım.
Büyü Bozdurmak Caiz mi?
Bu soru bana en çok, dindar olan ve tam da bu yüzden tereddüt eden insanlardan geliyor. Haklı bir tereddüt.
Ayrım şurada: haram olan, büyü yapmak ve büyü yaptırmaktır. Bakara 102 bunu bildirir. Bozdurmak ise bir zararın kalkması için Kur'an okunmasını ve Allah'a dua edilmesini istemektir. Burada ne bir varlıktan medet umulur ne de kimsenin iradesine dokunulur.
Ölçü basittir ve gidilen kapıda hemen görünür. İşin içine büyü giriyorsa, senden nesne isteniyorsa, bir yere bir şey gömdürülüyorsa, orada yapılan iş dua değildir.
Bir uyarı da ücret tarafında. “Ücretsiz bakarım” denip sonra şifa için altın ya da yüklü para istenen bir düzen var; bu, insanın en çaresiz anına kurulmuş bir tuzaktır. Ücret baştan söylenmiyorsa, orada söylenmeyen başka şeyler de vardır.
Bu kapıda yalnızca Kur'an ve dua vardır; senden istenen tek şey adın ve annenin adıdır. Tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir. Bakımdan sonra “şu kadar daha ver” denmez.
Ne Kadar Sürer? Kimi Vaka Neden Çabuk Hafifler?
Dürüst cevap: değişir. Sana görmeden gün sayısı veren biri tahmin ediyordur.
Süreyi belirleyen şeyler bellidir. Birincisi ne kadar zamandır üzerinde durduğudur; yeni bir iş ile beş yıllık bir iş aynı süreyi almaz. İkincisi ne olduğudur, çünkü her tablo aynı ağırlıkta değildir. Bir de üstüne başka bir şeyin binip binmediğine bakılır: musallat da varsa iş tek katmanlı olmaktan çıkar.
Çoğu vakada ilk hafta içinde bir hareket görülür, genelde uykuda ya da evin havasında. Bu bir söz değil, sık gördüğüm bir seyir. Yerleşmiş tablolarda ise iş haftalara yayılır ve dalgalı gider.
Şunu da ekleyeyim: hafifleme düz bir çizgi izlemez. İki iyi gün, bir ağır gün, sonra daha hafif bir ağır gün. Bakılacak olan tek bir günün şiddeti değil, ağır günlerin arasının açılıp açılmadığıdır. Bu yüzden sana “bugün nasılsın” diye değil, “geçen haftaya göre nasılsın” diye sorarım.
Yıllanmış olması seni kapı dışında bırakmaz. Eski vakalar daha çok sabır ister, o kadar. Netice Allah'tandır; ben sıraya ve dürüstlüğe kefilim, sonuca değil.
Geri Gelirse Ne Anlama Gelir, Ne Zaman Konu Büyü Değildir?
Bir süre iyi gidip sonra aynı yere düşmek, çoğu vakada işin yürümediği anlamına gelmez. Genelde iki şeyden biri olmuştur: ya iş bitmeden bırakılmıştır, ya da koruma tarafı ihmal edilmiştir. Kaynak duruyorsa aynı kapı yeniden çalınır. Bozmak kadar korumayı da işin parçası saymamın sebebi budur.
Tekrarla yeni bir olayı karıştırmamak da gerekir. Aynı belirtilerin aylar sonra, başka bir dönemde ve başka bir olayın ardından çıkması çoğu zaman eski işin geri gelmesi değildir. Hangisi olduğu bakımda ayrılır. Sen tarif etmeye çalışma, olduğu gibi anlat, o kadarı yeter.
Şimdi asıl söylenmesi gereken kısma geliyorum. Büyü diye önüme getirilen tabloların bir bölümü büyü değildir.
Süren fiziksel belirtiler önce doktorun işidir. Uzun süredir devam eden ağrı, kilo değişimi, çarpıntı ya da bitkinlik varsa önce tetkikini yaptır; bunu ertelemenin kimseye faydası yok. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür: bir kısmı tıbbidir, doktorunla yürütürsün ve ilacını asla bıraktırmam; bir kısmında manevi bir taraf da bulunur. Hangisi olduğunu bakım gösterir. Otizm ve MS tıbbın işidir. Kriz hâlindeysen önce 112'yi ara.
Bazı vakalarda sebep uykusuzluk, uzun süredir taşınan bir kaygı ya da evdeki fiziki bir sorun çıkar. Öyleyse onu söylerim; korkun teyit edilmez, gerçek cevabı alırsın.
Sen adını ve annenin adını yaz, derdini kendi cümlelerinle anlat. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Büyü nasıl bozulur?
Büyü, Allah'ın izniyle yalnızca Kur'an ve dua ile bozulur. Sıra şöyledir: önce üzerinde gerçekten ne olduğuna bakılır, sonra bulunan şey açıkça söylenir, ardından o bağ Kur'an ve dua ile çözülür ve kişi ile ev korumaya alınır. Karşı büyü, muska yaptırıp intikam alma ya da işi sahibine geri gönderme diye bir yol bu kapıda yoktur. Teşhis atlanırsa geri kalan her adım hedefi ıskalar.
Büyü Kur'an ile nasıl bozulur?
Yapılan iş, bir zararın kalkması için Kur'an okumak ve Allah'tan istemektir. Talep doğrudan Allah'a yöneliktir; kimsenin iradesine dokunulmaz, kimseye zarar verilmez. Burada sana verilebilecek bir ev tarifi yoktur ve internette gördüğün sayı, süre, terkip tariflerine uyma. Kendi başına okuyacakların koruma tarafındadır: büyüden korunmak için Âyetel Kürsî ile Felak ve Nâs sûreleri okunur. Yerleşmiş bir bağı sökmek ise ehlinin işidir.
Büyü bozdurmak caiz mi, günah mı?
Haram olan, büyü yapmak ve büyü yaptırmaktır; Bakara Sûresi'nin 102. ayeti bunu bildirir. Bir zararın kalkması için Kur'an okunmasını ve dua edilmesini istemek başka bir şeydir. Ölçüyü gittiğin kapıda görürsün: işin içine büyü giriyorsa, senden ip, saç, tırnak, altın ya da kurban isteniyorsa, orada yapılan iş dua değildir. Bizde istenen tek şey adın ve annenin adıdır.
Büyü kendiliğinden bozulur mu?
Bir kısmı bozulur. Zayıf yapılmış, niyeti tutmamış ve üzerine düzenli okuma yapan bir kişiye isabet etmiş bir iş zamanla dağılabilir. Çoğu vakada gördüğüm ise bunun tersidir: yerinde kalır ve zamanla yerleşir. Ayırmanın pratik yolu tablonun yönüne bakmaktır. Belirtiler aylar içinde seyreliyor ve araları açılıyorsa iş zaten çözülüyor olabilir. Aynı tempoda devam ediyorsa beklemek sadece süreyi uzatır.
Büyü bozulması ne kadar sürer?
Değişir, ve sana görmeden gün sayısı veren biri tahmin ediyordur. Süreyi belirleyen şeyler bellidir: ne kadar zamandır üzerinde durduğu, ne olduğu ve üstüne musallat gibi başka bir şeyin binip binmediği. Çoğu vakada ilk hafta içinde uykuda ya da evin havasında bir hareket görülür; bu bir söz değil, sık gördüğüm bir seyirdir. Yıllanmış tablolarda iş haftalara yayılır. Netice Allah'tandır.
Büyüyü sahibine geri göndermek doğru mu?
Hayır, bizde böyle bir şey yoktur ve isteyene de yapmam. Kimsenin üzerine bir şey göndermek, zararı ikinci bir zararla karşılamak demektir; bu yol insanı çıktığı yerden daha kötü bir yere koyar. Bizim işimiz üzerindeki bağı çözmek ve seni korumaya almaktır, karşı tarafla hesaplaşmak değil. Kimin yaptığını merak etmen normaldir, ama kimseyi suçlama; o kısım bakımda konuşulur.
Büyü bozmak için sizden ne isteniyor, ne göndermem gerekiyor?
Senden yalnızca adın ve annenin adı istenir; bir de derdini kendi cümlelerinle anlatman. Eşya, fotoğraf, saç, tırnak, altın ya da kurban gönderilmez. Mesafe manevi işe engel değildir, Türkiye'den de Avrupa'dan da aynı şekilde çalışılır ve görüşmen mahrem kalır. Tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir, sonradan artmaz. Yaz, birlikte bakalım.