Üzerimde Büyü Var mı?
Bu Sayfa Sana Test Vermez, Eleme Sırasını Verir
Şu an muhtemelen yalnızsın ve saat geç. Telefonu eline aldın, arama kutusuna o cümleyi yazdın, ve karşına çıkan sayfaların hepsi sana aynı şeyi teklif etti: işaretle, say, sonucu öğren.
Ben onu yapmayacağım. Baştan söyleyeyim ki boşuna aşağı inmeyesin.
Bu sayfada bulacağın şey bir test değil, bir sıra. Yani hangi ihtimalin önce elendiği, hangisinin sonra geldiği, neyin en sonda kaldığı. Sebebi basit: üzerinde büyü olup olmadığı, senin kendi belirtilerini sayarak varabileceğin bir sonuç değil. Sen kendi tablonun hem hastası hem tek tanığısın, ve korkuyla bakan göz gördüğü her şeyi korktuğu şeye benzetir.
Ama sorunu ciddiye alıyorum. Bu soruyu soran insan çoğu zaman aylardır bir şey taşıyor ve kimseye anlatamıyor. Ciddiye almak, uydurma bir cevap vermek demek değil.
Şu sıranın seni oyalamak ya da kapıdan çevirmek için olmadığını da baştan bileyim diyorum. Tam tersi. Yanlış kapıda geçen her ay, gerçek derdinin bakılmadan büyüdüğü bir aydır; insanları yıllarca kaybettiren şey de budur.
Şunu da söyleyeyim: büyü belirtilerini ayrı bir yazıda tek tek yazdım, bir yakınında büyü olup olmadığına dışarıdan nasıl bakılacağını da. Burada anlattığım şey başka: sıranın kendisi.
Neden Sana Puanlı Bir Büyü Testi Vermiyorum?
Çünkü o testler çalışmıyor, ve çalışmama sebepleri teknik.
Bir ayırt etme aracının işe yaraması için ayırması gerekir: taşıyanı taşımayandan. İnternette dolaşan büyü testlerinin maddelerine bak. Yorgunluk. Uykusuzluk. Baş ağrısı. İşlerin ters gitmesi. Sebepsiz sıkıntı. Bu maddeler o kadar geniş yazılmıştır ki, hiçbir derdi olmayan bir insan bile sıkışık bir haftanın sonunda yarısını işaretler. Herkesin geçtiği bir eleme kimseyi elemez.
İkinci kusur daha sinsi. Sen o listeyi tarafsız okumuyorsun, zaten şüphelenerek geldin. Şüphelenen insan hatırlarken de seçer: son üç ayın kötü gecelerini sayar, iyi geçen haftaları saymaz. Liste sana yeni bir bilgi vermez, elindeki korkuyu rakama çevirir. Rakama dönüşen korku daha da ağır basar, çünkü artık ölçülmüş gibi görünür.
İnternetteki "büyü testi" sayfalarının çoğunu faydasız değil, zararlı buluyorum. Bunu bilerek yazıyorum. Bana ulaşanların bir kısmı, aylarca o listelerle kendi kendine hüküm verdikten sonra geliyor; o aylar boyunca gerçek derdine kimse bakmamış oluyor.
Bir de şu var: teşhis, tek tek belirtilerde değil, belirtilerin sırasında ve zamanında saklıdır. Bir liste sana bunların hiçbirini soramaz. Kadınlarda bu sıra çoğu zaman hekim ve tahlille başlar; ayrıntısı kadınlarda büyü belirtileri yazısında.
Elemenin İlk Sırası Hekimindir, Bu Sıra Değişmez
Buraya kadar okuduysan sana en çok faydası dokunacak cümle bu: önce doktor.
Bir nezaket cümlesi değil bu, sıranın kendisi. Çünkü "üzerimde büyü var mı" diye soran insanın anlattığı tablo, tıbbın adını çoktan koyduğu birkaç durumla neredeyse birebir örtüşür:
- Depresyon. İsteksizlik, sabah dövülmüş gibi kalkma, sevdiğin işlere ve ibadete karşı soğuma, her şeyi kötüye yorma.
- Anksiyete bozukluğu. Sebepsiz korku, göğüste sıkışma, çarpıntı, gece yalnız kalınca artan huzursuzluk.
- Tiroit hastalıkları. Az çalışan tiroit halsizlik ve uyku hâli yapar; fazla çalışan çarpıntı, titreme ve uykusuzluk.
- B12 ve demir eksikliği. Bitkinlik, dikkat dağınıklığı, üşüme, ellerde uyuşma. İkisi de basit bir kan tahlilinde görülür.
- Uyku apnesi. Horlayan ve gece nefesi kesilen insan sekiz saat yatakta kalsa da dinlenmiş kalkmaz.
- Kronik yorgunluk ve migren. Aylarca süren bitkinlik ve ağrı, manevi bir sebebe bağlanmadan önce hekimin bakması gereken şeydir.
Bunların hiçbiri "büyü yoktur" demek değil. Sırayı söylüyorum: tetkik ucuzdur, hızlıdır, ve bir ihtimali kesin olarak kapatır. Manevi katman kapanmaz, bekler.
Otizm ve MS tıbbın işidir, orada manevi sebep aranmaz. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür: bir kısmı tıbbîdir ve doktoruyla yürür, bir kısmının altında başka bir katman vardır. İkisini ayırt eden şey bir yazı değil, usûlünce yapılan bakımdır.
Şuna hiç dokunma: kullandığın ilacı kendi kararınla bırakma, dozunu değiştirme, kontrolünü erteleme. Manevi bakım doktorun tedavisinin yerine geçmez, yanında yürür. Çökkünlüğün ve kaygının manevi tarafını anksiyete ve depresyonun manevi sebebi yazısında ayrıca anlattım; orada da sıra aynıdır.
Doktor Bir Şey Bulmadıysa Sıradaki Şüpheli Ne?
İkinci eleme, hayatının son bir yılıdır.
Bana yazanların çoğunda, tablonun başladığı ay ile hayatta bir şeyin değiştiği ay aynı aydır. Taşınma. Yeni doğan bebek. Vardiyalı işe geçiş. Kapanmayan bir borç. Bir yakının hastalanması, bir ölüm, uzayıp giden bir dava. Bunların hepsi önce uykuyu bozar, uyku bozulunca beden gündüz boyunca yarı alarmda kalır, yarı alarmda geçen bir gün de akşama ağır bir yorgunluk bırakır. Ortaya çıkan tablo, tarif edilen tabloya fena hâlde benzer.
(Bir de şunu fark ettim: bu soruyu bana soranların çoğu gece yazıyor, sabah yazan hemen hemen yok. Teşhisle bir ilgisi yok bunun, ama yıllardır aklımda duruyor.)
Kendine sorman gereken soru tek: bu ağırlık, hayatındaki bir değişiklikten önce mi başladı, sonra mı? Sonraysa, önce o değişikliğe bak. Öncesindeyse, eleme devam eder. Bu tek soruyu dürüstçe cevaplamak otuz maddelik bir listeyi işaretlemekten zordur, ve karşılığında çok daha fazlasını söyler.
Bir de vesvese var, onu ayrı tutmak gerekir. Sürekli "acaba üzerimde bir şey mi var" diye dönüp duran zihin, o düşüncenin kendisinden yoruluyor olabilir; bu ayrı bir hâldir ve vesvesenin ne olduğunu ayrı bir yazıda anlattım.
Büyüden Önce Elenecek Son Şey Nazardır
İnsanların en çok atladığı basamak burası.
Büyüden şüphelenen insan doğrudan büyüye atlar, ama önüme gelen tablolarda nazar büyüden çok daha sık çıkar. Sebebi anlaşılır: büyü için birinin bilerek, kasten, emek vererek bir şey yaptırması gerekir. Nazar için bir bakış, bir haset ânı yeter; karşındaki niyet bile etmemiş olabilir.
İkisini ayıran şey belirtinin kendisi değil, şekli:
- Nazar çoğu zaman tek bir yeri tutar. İşin bozulur ama evin yerindedir, ya da uykun kaçar ama işin yürür.
- Büyü yayılır. İş, para, sağlık, evlilik, huzur; hepsi aynı dönemde birden sarpa sarar.
- Nazar gelir ve korunmayla hafifler. Büyünün ağırlığı ise kendini besler: tam toparlanacakken bir daha çöker.
- Nazarda bir kırılma ânı aramak gerekmez. Büyüde çoğu vakada bir tarih vardır: bir kavga, bir ayrılık, bozulan bir ortaklık.
Nazarın sırada büyüden önce gelmesinin pratik bir sebebi daha var. Nazara karşı yapılacak ilk şey zaten senin günlük okumandır ve onu bu akşam başlatabilirsin; büyü ihtimalini ise ancak usûlünce yapılan bir bakım kapatır. Ucuz, hızlı ve kendi elinde olan basamak önce gelir.
Bu dört madde bir hüküm değil, bir yön. Üzerimde nazar var mı sorusunun kendi yazısı var; tablonun tamamını nazar belirtilerinde topladım.
Geriye Büyü İhtimali Kaldıysa Ne Yazman Gerekir?
Buraya kadar eledin ve geriye bir şey kaldı. Şimdi yapılacak iş belirti saymak değil, takvim tutmaktır.
Teşhiste bana en çok yarayan şey uzun bir liste değil, kısa bir kronolojidir. Telefonunun notuna ya da bir kâğıda şunları yaz:
- Kendini ilk ne zaman "eskisi gibi değilim" diye tarif ettin. Ay olarak yeter, gün gerekmiyor.
- O aydan önceki üç ayda hayatında ne oldu: kavga, düğün, taşınma, ortaklık, miras.
- Hangi alan ilk bozuldu: uykun mu, işin mi, evdeki huzur mu.
- Toparladığın bir dönem oldu mu, ne kadar sürdü, sonra ne oldu.
- Nerede ve hangi saatte ağırlaşıyor: gece mi, yalnızken mi, belli bir eve girince mi.
Bu beş satır, otuz maddelik bir listeden daha çok şey söyler. Çünkü sıra ve zaman, tek tek belirtilerin veremediği bilgidir.
Bir uyarı: kimseyi suçlama. İçinden bir isim geçiyor olabilir, geçmesi de normal. Ama o ismi kendi kafanda mahkûm etmek hem o insana haksızlık olur hem seni yıpratır. Kaynağına bakmak senin işin değil.
Kesin Cevap Bakımda Çıkar, Ama Bugün de Elin Boş Değil
Sonunda kalan cümle şu: kesin cevap bir sayfadan çıkmaz.
Bakımda ne olduğunu açık yazayım. Adını ve annenin adını alırım, durumuna bakarım. Bana hizmet eden hüddamlarım vardır, ağırlığı onlarla birlikte görürüm. Çıkan şey büyüyse hangi tür olduğunu ve ne kadar yerleştiğini söylerim; nazarsa nazar derim; doktorun işiyse seni doktora yönlendiririm. Hiçbir şey yoksa "yok" derim, ve bunu söylemek benim için en kolay cümledir. Bozma tarafının hangi sırayla yürüdüğünü büyü nasıl bozulur yazısında adım adım anlattım.
Bugünden yapabileceğin bir şey de var, ve bunun için bana danışman gerekmiyor: Âyetel Kürsî (Bakara sûresi 255. âyet) ile Felak ve Nâs sûrelerini kendine oku. Bu okuma herkesin hakkıdır. Âyetel Kürsî'nin korumadaki yerini ayrı bir yazıda anlattım. Sana ip düğümleten, saç ya da tırnak isteyen, altın isteyen, "kesin sonuç" diyen kapıdan uzak dur; ölçüleri gerçek hoca nasıl anlaşılır yazısında topladım.
Ücrette sürpriz yok: tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir. Garanti veren yanlış söyler, netice Allah'tandır.
Derdin küçük görünüyor, anlatmaya utanıyorsan bile çekinme. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Bende büyü var mı, nasıl anlarım?
Belirti sayarak anlaşılmaz, eleyerek daralır. Önce hekim tarafı kapanır: depresyon, anksiyete bozukluğu, tiroit, B12 ve demir eksikliği, uyku apnesi aynı tabloyu verir. Sonra hayatındaki değişiklikler elenir, sonra nazar. Geriye bir şey kalıyorsa, o tabloya usûlünce bakılır. Adını ve annenin adını alır, ne varsa açık söylerim; yoksa "yok" derim. Netice Allah'tandır.
İnternetteki büyü testleri işe yarar mı?
Yaramaz, ve sebebi teknik. O testlerin maddeleri o kadar geniş yazılır ki hiçbir derdi olmayan bir insan bile yorgun bir haftanın sonunda yarısını işaretler; herkesin geçtiği bir eleme kimseyi elemez. Üstelik listeyi zaten şüphelenerek okuduğun için kötü günleri hatırlar, iyi geçen haftaları saymazsın. Sonuç yeni bir bilgi değil, rakama çevrilmiş bir korkudur.
Büyünün belirtileri nelerdir?
En sık anlatılanlar uykunun bozulması, sabah dinlenmemiş kalkma, açıklanamayan bitkinlik ve ağrılar, ani duygu değişimleri, evdeki huzurun toptan kaçması, tam toparlanacakken yeniden bozulan işlerdir. Tek başına hiçbiri bir hüküm taşımaz, çünkü aynı belirtileri uykusuzluk da, kansızlık da, depresyon da verir. Anlamlı olan, bunların aynı dönemde başlaması ve gece ile yalnızlıkta ağırlaşmasıdır.
Kadınlarda büyü belirtileri erkeklerdekinden farklı mı?
Belirtilerin kendisi esasen aynıdır; değişen, nerede göründüğüdür. Kadınlarda bana en çok anlatılan tablo ev içine ve çocuklara karşı tahammülün kalmaması, dışarıda normal görünüp kapıdan girince gerilmedir. Erkeklerde ise işe ve eve karşı soğuma öne çıkar. Bu bir kural değil, bir eğilim. Ayrıca gebelik, doğum sonrası dönem ve tiroit sorunları kadınlarda aynı tabloyu verebilir; hekim sırası burada da ilktir.
Kuvvetli büyü belirtileri diye ayrı bir şey var mı?
Halk arasında öyle denir, ama ölçü belirtinin şiddeti değil, yayılımı ve inadıdır. Hayatın tek bir alanında duran ağırlıkla; işe, paraya, sağlığa ve evliliğe aynı anda yayılan ağırlık aynı şey değildir. Bir de düzelme sırasında yeniden bozulma vardır: toparlanma başlar, sonra aynı yere düşülür. Ne kadar yerleşmiş olduğunu bir sayfa değil, bakım gösterir.
Büyü mü, depresyon mu? İkisi nasıl ayrılır?
Bir yazıyla ayrılmaz, ve ayırmaya çalışmadan önce yapılacak iş bellidir: hekime görün. Depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tam olarak bu tabloyu verir. Doktorun tedavisi manevi bakımın rakibi değildir; ilacını kendi kararınla bırakma, dozunu değiştirme, kontrolünü erteleme. Tetkikler temiz çıkar ve tablo sürerse, altındaki katmana bakmanın sırası o zaman gelir.
Uzaktan bakılır mı, ne gerekiyor?
Bakılır. Adın ve annenin adı yeter; mesafe manevi işe engel değildir, Türkiye'den de Avrupa'dan da aynı şekilde çalışırız ve her şey aramızda kalır. Senden ip, saç, tırnak, altın ya da kurban isteyen kapıdan uzak dur. Ücrette de sürpriz yoktur: tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir ve sonradan artmaz. Gurbetteysen görüşme senin saatine göre ayarlanır.