ACİL YARDIMA MI İHTİYACIN VAR? Hemen Yaz →
Haydar Sezer TEKELİHüddam · İcazetli Havass Hocası · Bioenerji ve Metafizik Uzmanı
Doğru Kapıyı Bulmak

Gerçek Hoca Nasıl Anlaşılır?

Haydar Sezer Tekeli · Hüddam, İcazetli Havass Hocası ·
Gerçek hoca şöhretinden, fiyatından ya da kendinden emin konuşmasından anlaşılmaz. Ölçü şudur: olmayana „yok” der, garanti vermez, ücreti sen sormadan ilk görüşmede net söyler, bağlama ve ayırma işine hiç girmez, doktorun işini doktora gönderir. Bu beş maddeyi tutan kapı doğru kapıdır. Netice Allah'tandır.
Eski ahşap bir kapı ve üzerindeki iki pirinç halka tokmağın yakın görüntüsü

İnsanların Güvendiği İşaretlerin Çoğu Bir Şey Söylemez

Bir hoca ararken çoğu insan üç şeye bakar: tanınıyor mu, ne kadar alıyor, ne kadar emin konuşuyor. Üçü de yanlış ölçüdür. Kalabalık bir takipçi sayısı ilim ölçüsü değildir, reklam bütçesi ölçüsüdür. Ekranda en çok gördüğün isim, en çok para verendir.

Ben şuna inanıyorum: bir insanın kaç takipçisi olduğu, onun bu işin ehli olup olmadığı hakkında hiçbir şey söylemez. Hiçbir şey.

Fiyat da öyle. Şöyle diyeyim: insanlar „pahalıysa iş ciddidir” diye düşünüyor, aslında daha doğrusu mesele fiyatın yüksekliği değil, o fiyatın ne zaman ve nasıl söylendiğidir.

Kendinden emin konuşmaya gelince, işin en yanıltıcı tarafı orası. En emin konuşan, çoğu zaman en az bakan kişidir. Sen daha derdini anlatmadan „bu kesin büyüdür” diyen biri teşhis koymuyor, hazır bir cevap tekrarlıyordur. Manevi danışmanlığın ne olduğunu biliyorsan bunu zaten fark edersin. Asıl ölçüler bunların hiçbiri değil.

Bir yanılgı daha var: „ulaşılması zor olan iyidir” inancı. İnsan haftalarca sıra bekleyince o kapıyı değerli sanıyor. Oysa bekletmek bir ehliyet göstergesi değildir, yalnızca bir yöntemdir. Asıl bakacağın şey ne kadar beklettiği değil, seni kabul ettikten sonra nasıl konuştuğudur.

İlk Gerçek Ölçü: Olmayana „Yok” Diyebiliyor mu?

Bu işin ilk ölçüsü neticede değil, teşhistedir. Sana bakan kişi, çıkan tablo boşsa „sende bir şey yok” diyebiliyor mu? Diyebiliyorsa doğru yerdesin.

Neden bu kadar belirleyici, açayım. Bir kapıya giren herkes „üzerinde büyü var” cevabıyla çıkıyorsa, o cevap sen konuşmadan önce hazırdı demektir. Hazır cevabın adı teşhis değildir. Gerçek bir bakımda sonuç bazen „bu manevi değil, geçici bir dönem” olur, ve bunu duymak insanı rahatlatır. Korku satan kapıda bu cümle hiç kurulmaz, çünkü o cümle satış bitirir.

Sıraya da dikkat et: önce bakılır, sonra ne gerektiği konuşulur. İlk mesajda sana bakılmadan bir vefk ya da muska teklif ediliyorsa orada teşhis atlanmıştır. Ben durumuna bakmadan kimseye bir şey yazmam.

Teşhisin ne kadar keskin olduğuna da bak. Ehli olan kişi adını koyar: bu nazardır, bu büyüdür, bu musallattır, bu da doktorun işidir. Muğlak konuşan, „üzerinde ağırlık var” deyip geçen, ama ne olduğunu bir türlü söylemeyen bir cevap teşhis sayılmaz. Adı konmayan şey çözülemez.

Bende şöyle yürür: adını ve annenin adını alırım, bakarım, ne varsa onu söylerim. Üzerinde gerçekten bir şey var mı sorusunun cevabı korkudan değil, bakımdan çıkar.

Dar bir sokakta sıralanmış birbirine benzeyen eski kapılar

Ne Yaptığına Değil, Neyi Reddettiğine Bak

Bir kapının sınırı, orada yapılmayan işlerde görünür. Reddedilen iş listesi ne kadar netse, o kapı o kadar güvenlidir.

Doğru kapıda şunlar yoktur: kimseyi bağlamak, iki insanı birbirinden ayırmak, gideni zorla geri getirmek, birine zarar vermek. Hepsi büyünün alanıdır. „Büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır” buyuruluyor (Bakara, 102). Biz büyü bozarız, büyü yapmayız.

Senden bir nesne isteniyorsa orada dur. Saç, tırnak, kilit (özellikle asma kilit), ip, altın veya gümüş, kan isteyen kişi bakım yapmıyordur. Aynı şekilde kurşun döken, kaşık bağlayan, yumurta üzerine yazı yazan, vücuduna yazı yazan, bir şeyi mezara gömdüren ya da kurban isteyen kişiden uzak dur. Kurban yalnızca Allah'a kesilir; başkasına kesilirse şirktir.

Reddedilenler listesinde bir madde daha var ve çoğu kişi onu hiç düşünmez: acele ettirmek. „Bu gece yapılmazsa geç olur”, „yoksa çocuğuna geçer” gibi cümleler bilgi vermez, karar verme gücünü elinden alır. Doğru kapı sana düşünecek zaman bırakır, çünkü korkuya ihtiyacı yoktur.

Bu işaretlerin tamamı, on üç madde halinde ana sayfadaki gerçek hoca nasıl anlaşılır bölümünde duruyor. Büyünün nasıl bozulduğunu okursan bu maddelerin neden pazarlığı olmadığını daha iyi görürsün.

Ücret Duruşu: Sen Sormadan Söylüyor mu?

Ücret meselesinde ölçü rakamın kendisi değil, zamanlamasıdır. Doğru kapıda ücreti sen sormadan karşı taraf söyler, ilk görüşmede ve net olarak.

Tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir, herkes için aynıdır. Gizli ücret yok, sonradan artan fiyat yok. Alınan şey bakımın karşılığı değildir; yalnızca zamanın ve emeğin karşılığıdır. Şifa Allah'tandır, satılmaz.

„Herkes için aynı” kısmı üstünde durmaya değer. Ücret kişiye göre değişiyorsa, o fiyatı belirleyen şey yapılan iş değil, senin ne kadar çaresiz göründüğündür. En çok acısı olandan en çok isteyen bir düzen, tarifesi olan bir iş değildir. Tek tarife, kapıya giren herkesin eşit olduğunu gösterir.

Tehlikeli olan şekil şu: önce „bakım ücretsiz” denir, sen içeri girersin, sonra şifa için altın ya da açık uçlu para istenir. Vermezsen „geri gelir” korkutması başlar. Bunun adı ücret politikası değildir. „…âyetlerimi az bir paha ile satmayın…” buyuruluyor (Bakara, 41); bakımdan sonra pazarlık açan kişi bu emrin tam karşısındadır.

Bir de garanti var. „Yüzde yüz kesin sonuç” cümlesini duyduğun anda gerisini dinlemene gerek kalmaz. Kimse neticeyi garanti edemez, ben de etmem. Netice Allah'tandır. Benim verdiğim şey dürüst teşhis ve doğru bakımdır.

Taş bir kemerin ardından görünen sakin bir avlu ve içindeki ağaç

Seni Doktoruna Gönderiyorsa Doğru Söylüyordur

En çok atlanan güven işareti bu. Bir hoca sana „doktorunu bırakma” diyorsa, o adam kendi işini küçültüyor, kendi kazancını azaltıyordur. Kendi aleyhine konuşan insan doğru konuşuyordur. Bu yüzden tıbbî sınır, bir kısıt değil, bir güven işaretidir.

Sınır bende açıktır. Otizm ve MS tıbbın işidir, doktora yönlendiririm. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür: bir kısmı tıbbidir, o zaman doktorunla çalışırsın ve ilacın asla bıraktırılmaz; bir kısmı manevi kaynaklıdır, o benim alanımdır. Hangisi olduğunu bakım gösterir.

Tersini de söyleyeyim. Herkese „ilaçlarını bırak, sende büyü var” diyen bir kapı insanın hem sağlığını hem umudunu riske atıyor. Doktorunu bıraktıran hiçbir kapıya girme.

Bunu ilk mesajda sorabilirsin, sorman da gerekir. „Doktor tedavisi görüyorum, ilaç kullanıyorum, sen ne diyorsun?” diye yaz. Verilen cevap tek cümlede sana kapıyı gösterir: „bırak” diyen kapıdan çık, „sürdür, ben yanında yürürüm” diyen kapıda kal.

İkisi birbirinin rakibi değil. Tedavini sürdürürsün, bakım onun yanında yürür. Korunmayı da aynı mantıkla düşün: tedbir alırsın, dua edersin, ikisini birlikte yaparsın.

İlk Mesajda Ne Yazacaksın, Neye Bakacaksın

Elinde bir liste olması yetmez, onu ilk konuşmada kullanman gerekir. İyi haber şu: üç soru çoğu şeyi belli eder.

Birincisi: „Bana bakmadan bir şey söyleyebilir misin?” Doğru cevap „hayır, önce bakarım” olur. İkincisi: „Ücret ne, baştan net söyler misin?” Cevap tek ve açık olmalı, sonradan değişmeyen. Üçüncüsü: „Bende bir şey çıkmazsa bunu bana açıkça söyler misin?” Bu soruya rahatça „evet” diyemeyen kişiyle yola çıkma. Üçü de kısa sorular, ama üçü de kaçamak cevabı ortaya çıkarır.

Derdini kendi cümlelerinle yaz, süslemeden. Fiziken gelmene gerek yok; bakım adın ve annenin adıyla yapılır, mesafe manevi işe engel değildir. Türkiye'den de Avrupa'dan da aynı şekilde çalışırız, yazdıkların aramızda kalır.

Bende sıra şudur: yazarsın, bakarım, ne varsa söylerim, gerekiyorsa yalnızca Kur'an ve dua ile çalışılır, sonunda korumaya alınırsın. Nazarın nasıl bozulduğunu merak ediyorsan onu da okuyabilirsin. Kimseyi geri çevirmem. Kararsızsan bekleme. Yaz, birlikte bakalım.

Sıkça Sorulan Sorular

Gerçek hoca nasıl anlaşılır, ilk neye bakmalıyım?

İlk bakacağın şey teşhis dürüstlüğüdür: bir şey yoksa „yok” diyebiliyor mu? Sonra sırasıyla garanti vermemesine, ücreti sen sormadan baştan net söylemesine, bağlama ve ayırma işine hiç girmemesine ve doktorun işini doktora göndermesine bak.

Hocaya icazetini sormak ayıp mı olur?

Ayıp değil, hakkın. Bu ilim ehlinden ehline nakledilir; icazet o silsilenin belgesidir. Gerçek isim, gerçek yüz ve sorulunca gösterilen bir icazet, güvenin en sade üç işaretidir. Soruya alınan biri zaten sana cevabını vermiştir.

Ücretsiz bakım yapan birine gitmeli miyim?

„Ücretsiz bakım” cümlesi çoğu zaman kapıyı açmak içindir. Sonrasında şifa için altın ya da açık uçlu para istenir, vermezsen korkutma başlar. Doğru olan tek bir bakım ücretidir; ilk görüşmede net söylenir, sonradan artmaz.

Kesin sonuç garantisi veren hocaya güvenilir mi?

Hayır. Kimse neticeyi garanti edemez, çünkü netice Allah'tandır. Dürüst bir kapı sana ne yapacağını ve nasıl yürüyeceğini anlatır, sonucu satmaz. „Yüzde yüz kesin sonuç” cümlesi tek başına yeterli bir uyarıdır.

Hoca bana doktora git dedi, beni geri mi çeviriyor?

Hayır, sana doğruyu söylüyor. Otizm ve MS tıbbın işidir. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür; tıbbi olanında doktorunla çalışırsın ve ilacın asla bıraktırılmaz. Hangisi olduğunu bakım gösterir, kapı yine açıktır.

İlgili Yazılar

Bu çalışmalar tıbbi veya psikolojik tedavinin tamamlayıcısıdır, alternatifi değildir. Otizm ve MS tıbbın işidir. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlü olabilir; tıbbi olan türünde doktor tedavisi ve ilaç şarttır — hangisi olduğu bakımda dürüstçe söylenir, tıbbi tedavi asla bıraktırılmaz. Kriz hâlindeysen lütfen önce 112'yi veya bir kriz destek hattını ara. Sonuçlar Allah'ın izniyle olur; garanti verilmez.

Haydar Hoca +10 yıllık tecrübesi ile Biiznillah çözemediği vaka olmadı.

250+ aile kurtardı ve sonsuz güvenilmekte.

BEDAVA Danış