ACİL YARDIMA MI İHTİYACIN VAR? Hemen Yaz →
Haydar Sezer TEKELİHüddam · İcazetli Havass Hocası · Bioenerji ve Metafizik Uzmanı
Bakım Süreci

Manevi Bakım Nedir? Baştan Sona Nasıl İşler?

Haydar Sezer Tekeli · Hüddam, İcazetli Havass Hocası ·
Manevi bakım, üzerindeki ağırlığın gerçekte ne olduğuna bakılıp, çıkan şeyin yalnızca Kur'an ve dua ile kaldırılmasıdır. Önce teşhis yapılır, sonra çalışma, sonunda koruma. Senden yalnızca adın ve annenin adı istenir; fiziken gelmene gerek yok. Kimse garanti veremez, netice Allah'tandır. Yaz, birlikte bakalım.
Ahşap bir masada açık duran Kur'an-ı Kerim ve yanında yanan bir lamba; sıcak ışık sayfalara vuruyor

Manevi Bakım, Bir Seans Değil, Senin Adına Yapılan Bir Çalışmadır

Manevi bakım, üzerinde bir ağırlık olduğundan şüphelendiğin durumda, o ağırlığın gerçekte ne olduğuna bakılması ve çıkan şeyin yalnızca Kur'an ve dua ile kaldırılmasıdır. Tek bir işten söz ediyorum: başı var, ortası var, sonu var.

Çoğu insan bunu bir seans gibi hayal eder. Bir odaya girilecek, karşılıklı oturulacak, bir saat sonra çıkılacak. Öyle değil.

Adının neden “bakım” olduğunu da söyleyeyim. Tedavi demiyorum, seans demiyorum, ayin hiç demiyorum. Bakmak, bir şeyin gerçekte ne olduğunu görmektir; bu işin kalbi zaten orada durur. Görülmeyen bir şey kaldırılamaz.

Bakım, sen kendi gündelik hayatını sürdürürken senin adına yapılan bir çalışmadır. Derdini yazarsın, adını ve annenin adını verirsin, sonra işine gücüne dönersin. Ben bakarım, ne olduğunu sana söylerim, gerekliyse çalışırım. Bu yüzden bir randevu saatine, bir yol parasına ya da bir bekleme salonuna ihtiyacın yok.

Bir de şu var: bakım bir abonelik değildir. Bir defa bakılır, ne varsa söylenir, gerekliyse çalışılır ve iş biter. Her hafta yenilenen, her aramada büyüyen bir düzen değildir.

Hizmetin kendisini, kimlere ve neye baktığımı manevi danışmanlık nedir yazısında anlattım. Burada anlatacağım şey başka: işin içeriden nasıl yürüdüğü.

Bu İş Ne Medyumluktur Ne Fal; İkisi de Bu Kapıda Yoktur

Bakımın ne olduğunu anlatmanın en hızlı yolu, ne olmadığını söylemektir. Çünkü insanların kafasındaki resim çoğu zaman filmden, diziden ya da telefonda korkutan birinden kalmadır.

Bakımda gelecek okunmaz. Sana kaç yıl sonra ne olacağı söylenmez, kaderin hakkında hüküm verilmez; gaybı yalnız Allah bilir. Bakım geleceğe değil şu ana bakar: bugün üzerinde ne var, ne yok.

Bakımda büyü de yapılmaz. Ben büyü bozarım, büyü yapmam. Bağlama, ayırma, geri getirme bu kapıda hiçbir başlık altında yoktur ve kimsenin iradesine karışılmaz. Büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır; bu Bakara Sûresi'nin hükmüdür, ve biz o tarafta değiliz.

Bakımda senden ip, saç, tırnak, kilit, altın ya da kurban istenmez. Böyle şeyler isteyen kişi bakım yapmıyor, büyü yapıyordur. Kime gidersen git, gerçek hoca nasıl anlaşılır bölümündeki işaretlere bak; o liste senin kalkanın olsun.

Bir şey daha: bakımda ruh çağırma, kâğıt açma, kart bakma ya da yıldız hesabı gibi bir şey de yoktur. Bunların hepsi başka bir dünyanın aletidir. Bu kapıda kullanılan tek kaynak Kur'an'dır.

Geriye ne kalıyor? Bakmak, söylemek ve gerekliyse çalışmak. Bakımın tamamı bu üç fiilin içinde geçer.

Hiçbir Bakım Teşhis Olmadan Başlamaz

Sıra bellidir ve değişmez: önce teşhis, sonra bakım, sonra koruma. Teşhis atlanırsa geri kalan her şey tahmin üzerine kurulur.

Sebebi basit. Aynı belirti tablosu farklı vakalarda farklı şeye işaret eder. Geceleri uyanmak, evde huzur bulamamak, işin üst üste sarpa sarması; bunların altında nazar da olabilir, büyü de, musallat da, hiçbiri de.

Teşhiste tek bir belirtiye değil desene bakarım. Bir belirti tek başına her şeyin işareti olabilir; ama o belirtinin hangi saatte ağırlaştığı, hangileriyle birlikte geldiği ve ne zaman başladığı tabloyu daraltır.

Bir şey daha var ve bu sırayı sağlam kılan asıl şey odur: teşhis, daha herhangi bir işlem konuşulmadan önce yapılır. Ücret konuşulmadan önce, vefk konuşulmadan önce, hiçbir şey konuşulmadan önce. Bunun tersinin yapıldığı yerde teşhis, teşhis olmaktan çıkar ve satışın bir parçası hâline gelir.

Teşhisten çıkan cevap şunlardan biridir:

Ne varsa onu söylerim. Üzerimde nazar var mı ve üzerimde büyü var mı sorularını kendi başına tartmak istersen o yazılar duruyor. Son sözü ise tahmin değil bakım söyler.

Karanlık bir zemin önünde dua için yukarı açılmış iki el; avuç içleri görünüyor

Senden Sadece Adın ve Annenin Adı İstenir

Bakım için gereken tek şey adın ve annenin adıdır. Başka hiçbir şey.

Bu, işin insanları en çok şaşırtan tarafı. Yıllardır süren bir ağırlık için bir sürü şey hazırlamış olarak gelirler: fotoğraf, eşya, rüya defteri. Hiçbirine gerek yok.

Fiziken gelmene de gerek yok. Mesafe manevi işe engel değildir; Türkiye'den de gurbetten de aynı şekilde çalışılır. Almanya'dan yazan biriyle İstanbul'dan yazan biri arasında, bakımın kendisi bakımından hiçbir fark yoktur. Yazdıkların aramızda kalır, mahrem kalır.

Bunu özellikle söylüyorum, çünkü uzaktan bakılmasını yıllarca “olmaz” diye duymuş insanlar var. Manevi işte belirleyici olan mesafe değil, kişinin doğru tanımlanmasıdır.

Peki neden anne adı? Çünkü bu ilimde kişi anne tarafından tanımlanır; ehlinden ehline böyle nakledilmiştir. Senden bir şey koparmak için değil, seni doğru adresle işaretlemek için istenir.

Yazarken cümlelerini süslemene de gerek yok. Ne zaman başladı, ne oluyor, neyi denedin. Bu kadarı yeter, gerisini ben sorarım.

Yazdıktan sonra ne olur? Ben okurum, eksik kalan yeri sorarım, sonra bakarım. Bu arada senden bir şey yapman istenmez; bekleme süresince uygulaman gereken uzun listeler de verilmez. İşin o kısmı bende.

Ağırlık Neyle Kaldırılır: Kur'an, Dua ve Hüddam

Burası çoğu yazının atladığı yer. Bir ağırlığın kalkması, ne kadar okunduğuyla değil, kimin neyle karşısına çıktığıyla ilgilidir.

Kaldırma işleminin kendisi baştan sona Kur'an ve dua iledir. Başka bir malzeme yok, başka bir yol yok.

Okunanın hangisi olduğu, adedi ve hangi niyete bağlandığı ise bu ilmin kendi usûlüne göre belirlenir. Her vakada aynı değildir. Nazarın önünde durduğu kapı ile musallatın oturduğu kapı aynı kapı değildir.

Ama bir şey daha var ve bunu açıkça söylemek gerekir: bakımı yalnız yapmam. Bana hizmet eden hüddamlarım vardır. Ağırlığı onlarla birlikte görür, yerini tespit eder, kaldırırım. Bakım ve musallat kaldırma gibi işler hüddamsız neredeyse imkânsızdır.

Neden böyle? Çünkü nazar bir bakışın bıraktığı ağırlıktır, büyü kurulmuş bir bağdır, ama musallat bir varlıktır. Bir ruh hâlini okumakla dağıtabilirsin. Yerleşmiş bir varlığı yerinden kaldırmak ise onunla karşı karşıya gelmeyi gerektirir. Kişinin evinde tek başına yaptığı okuma bu karşılaşmayı kuramaz; kalkan olur, sökme aleti olmaz. Musallattan kurtulmanın sırası ayrı bir yazının konusudur.

Bunu neden anlatıyorum? Çünkü “şunu şu kadar oku, geçer” diyen sayfalar sana işin en kolay kısmını verir, en zor kısmını görünmez kılar. Nazarın bozulması ile yerleşmiş bir musallatın kaldırılması aynı ağırlıkta işler değildir.

Bir vakanın ne kadar süreceğini baştan kesin söylemek mümkün değil. Eski ve yerleşmiş bir tablo daha çok sabır ister. Süre garantisi veren kimseye inanma; ben de vermem. Netice Allah'tandır.

Bazı Tablolar Doktorun İşidir; Orada Dururum

Bir bakımın dürüst olup olmadığını anlamanın en net ölçüsü, nerede durduğudur.

Otizm ve MS tıbbın işidir. Bunlar için seni doktora yönlendiririm, üzerine manevi bir yorum bindirmem.

Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür. Bir kısmı tıbbidir: doktorunla çalışırsın, tedaviye devam edersin, ilacını asla bıraktırmam. Bir kısmı ise manevi kaynaklıdır ve o benim uzmanlık alanımdır. Hangisi olduğunu bakım gösterir.

Kaygı ve çökkünlük tarafı da böyle yürür. Doktorunun ve terapistinin çalışmasının yanında yürürüm, asla yerine değil; alttaki katmana Kur'an ve dua ile bakarım. Bu ayrımı anksiyete ve depresyonun manevi sebebi yazısında daha uzun anlattım.

Kriz hâlindeysen önce 112'yi ara. Bu cümlenin pazarlığa açık hiçbir tarafı yok.

Herkese “sende büyü var” diyen ve kimseyi doktora göndermeyen bir düzenin bu kapıyla ilgisi yoktur. Sınırı olmayan bir iddia, iddia değildir.

Bu sınırı korumak işin kolay tarafı da değil. Kapıya gelen insan bir cevap için gelmiştir ve “bu bana ait değil, doktora git” cümlesi kimsenin duymak istediği cümle değildir. Yine de söylerim. Çünkü yanlış kapıda geçen bir yıl, o insanın en pahalı yılı olur.

Kapalı bir kitabın üzerine bırakılmış ahşap tesbih; pencereden gelen yumuşak ışık

Bakım Biter, Koruma Başlar

Ağırlık kalktığında iş bitmez. Bakımın sonunda seni ve evini korumaya alırım, çünkü çözmek kadar korumak da önemlidir.

Koruma şu demek değildir: bir daha hiçbir şey olmayacak. Böyle bir söz kimse veremez. Koruma, açık kalan kapının kapatılması ve senin o kapıyı kapalı tutabilmen demektir.

Bunun bir tarafı bende, bir tarafı sende. Bendeki taraf Kur'an ekseninde yürütülen koruma çalışmasıdır; durum gerektirdiğinde bir vefk de söz konusu olabilir, usûlüne uygun hazırlanır ve yalnızca helâl niyete yazılır.

Sendeki taraf ise günlük okumandır. Danışsan da danışmasan da senin olsun diye söylüyorum: abdestli ve niyet ederek Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs sûrelerini oku. Bu bir tarif değil, zaten herkesin hakkı olan bir kalkandır.

Bakımdan sonraki ilk günlerde herkes aynı şeyi yaşamaz. Kimi hafiflemeyi hemen tarif eder, kimi bir süre daha yorgun kalır. İkisi de görülür; kendini bir başkasının anlattığına göre ölçme.

Koruma tek bir işleme ya da tek bir nesneye de indirgenmez. Senin dua ile aran ne kadar açıksa koruma o kadar sağlam durur; bu iki taraf birlikte çalışır.

Korumanın süresi de kişiye göre değişir. Kimi için bir dönemin işidir, kimi için ömür boyu süren bir alışkanlığa dönüşür. İkisi de doğrudur.

“Yoksa geri gelir, şu kadar daha ver” korkutması bu kapıda yoktur. Korumayı sana bir sonraki ödemenin gerekçesi olarak sunan kişi seni korumuyor demektir.

Ücret Tek Kalemdir ve İlk Görüşmede Söylenir

Ücrette sürpriz yok. Tek bir bakım ücreti alırım, yalnızca zamanım ve emeğim için. Gizli ücret yok, sonradan artan fiyat yok, aşama aşama istenen para yok.

Sen sormadan ücreti ben söylerim; ilk görüşmede, net. Bunu bir pazarlık taktiği olarak değil bir sınır olarak kuruyorum. Rakamı baştan bilmezsen, sonradan istenen her şey makul görünmeye başlar.

Tek kalem olmasının pratik bir sebebi de var. Aşamalı ücret, işi uzatmayı ödüllendirir. Tek kalem ücret tam tersini yapar: işin bitmesi iki taraf için de iyi olur.

Ve şu cümleyi olduğu gibi kabul et: şifa Allah'tandır, satılmaz. Aldığım şey şifanın bedeli değil, harcanan vaktin karşılığıdır.

“Ücretsiz bakım” diye başlayıp sonra şifa için altın isteyen bir düzen var; herkes duymuştur. O düzenin işleyişi bellidir: kapıdan girmen bedava olur, çıkman pahalı. Bakara Sûresi'nin kırk birinci âyeti, âyetleri az bir pahaya satmayı yasaklar. Bu iş o âyetin gölgesinde yapılır ya da hiç yapılmaz.

Ne Zaman Yazmalısın? Emin Olamadığın Anda

En çok duyduğum cümle şudur: “Emin olamadım, boşuna rahatsız etmeyeyim dedim.”

Oysa bakımın ilk işi zaten emin olmaktır. Emin olduğun gün yazacaksan teşhise ihtiyacın kalmamış demektir; ama insanların çoğu o güne hiç varmaz ve arada yıllar geçer.

Bir kısım insan da yazmayı, kötü bir haber duymak korkusuyla erteler. Oysa duyabileceğin en kötü haber, hiçbir şeye bakılmadan geçen zamandır.

Şu hâllerden biri sendeyse yazmanın vakti gelmiştir: geceleri ağırlaşan bir korku, sebebini bulamadığın bir bitkinlik, evde kaybolan huzur, üst üste ters giden işler, ya da hiçbirini adlandıramadan taşıdığın bir sıkıntı.

Kimseyi geri çevirmem. Denediklerinin işe yaramamış olması senin çaresiz olduğun anlamına gelmez; belki de asıl sebebe hiç bakılmamıştır. Bir şey çıkmazsa çıkmadığını söylerim, korkunu teyit etmem.

Ne yazacağını bilemiyorsan en baştan başla. Ne zaman değişti, o günden bu yana neler oldu, en çok hangisi seni yoruyor. Üç satır bile yeterli bir başlangıçtır.

Adını ve annenin adını yaz, derdini kendi cümlelerinle anlat. Netice Allah'tandır. Yaz, birlikte bakalım.

Sıkça Sorulan Sorular

Manevi bakım kaç günde biter?

Süre vakaya göre değişir. Yeni başlamış bir tablo ile yıllardır yerleşmiş bir tablo aynı yolu yürümez. Baştan gün sayısı veren kimseye inanma; ben de vermem. Sana söyleyebileceğim şey sıradır: önce teşhis, sonra çalışma, sonra koruma. Netice Allah'tandır.

Manevi bakım için yanınıza gelmem gerekiyor mu?

Fiziken gelmene gerek yok. Adın ve annenin adı ile çalışılır; mesafe manevi işe engel değildir. Türkiye'den de gurbetten de aynı şekilde bakılır ve anlattıkların aramızda kalır.

Bakım sırasında benim bir şey yapmam gerekiyor mu?

Senden bir tarif, bir malzeme ya da bir işlem istenmez. Yapman gereken tek şey derdini açık anlatmak ve günlük okumanı sürdürmektir. Ne yapılacağını da daha başlamadan bilirsin; ortaya sürpriz bir adım çıkmaz.

Manevi bakım yaptırmak günah mı?

Yapılan iş baştan sona Kur'an ve dua ile ise günah olan bir tarafı yoktur; dua etmek ve dua ettirmek mü'minin işidir. Günah olan taraf büyüdür: Bakara Sûresi'nin yüz ikinci âyeti büyü yapanı da yaptıranı da hüsranda sayar. Bu kapıda büyü yoktur.

Bakımdan sonra ne hissederim?

Herkes aynı şeyi hissetmez. Bir kısmı kısa sürede hafiflemeyi tarif eder, bir kısmı önce bir yorgunluk yaşar. Sana kesin bir his tarif etmem, çünkü dürüst olanı vaat etmemektir. Netice Allah'tandır.

Bende bir şey çıkmazsa ne olur?

Çıkmazsa çıkmadığını söylerim. “Yok” demek bu işin en gerekli cümlesidir ve gelenlerin bir kısmında gerçekten yoktur. O zaman korkunu teyit etmek yerine, tabloya başka nereden bakılması gerektiğini konuşuruz.

İlaç kullanıyorum, manevi bakım yaptırabilir miyim?

Yaptırabilirsin ve ilacını asla bıraktırmam. Doktorunun ve terapistinin çalışmasının yanında yürürüm, asla yerine değil. Otizm ve MS doğrudan tıbbın işidir; şizofreni, psikoz, bipolar ve sara ise iki türlüdür, hangisi olduğunu bakım gösterir.

Manevi bakım ücreti ne kadar?

Tek bir bakım ücreti alırım ve sen sormadan ilk görüşmede net olarak söylerim. Gizli ücret, aşama aşama artan fiyat bu kapıda yoktur. Şifa Allah'tandır, satılmaz; alınan şey harcanan vaktin karşılığıdır. Yaz, birlikte bakalım.

İlgili Yazılar

Bu çalışmalar tıbbi veya psikolojik tedavinin tamamlayıcısıdır, alternatifi değildir. Otizm ve MS tıbbın işidir. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlü olabilir; tıbbi olan türünde doktor tedavisi ve ilaç şarttır — hangisi olduğu bakımda dürüstçe söylenir, tıbbi tedavi asla bıraktırılmaz. Kriz hâlindeysen lütfen önce 112'yi veya bir kriz destek hattını ara. Sonuçlar Allah'ın izniyle olur; garanti verilmez.

Haydar Hoca +10 yıllık tecrübesi ile Biiznillah çözemediği vaka olmadı.

250+ aile kurtardı ve sonsuz güvenilmekte.

BEDAVA Danış