Çocukta Cin Musallatı Belirtileri Nelerdir?
Çocukta Önce Musallat Değil, Şu Dördü Elenir
Çocuğun geceleri çığlıkla uyanıyor, sen de en kötüsünü mü düşünüyorsun? Önce bir nefes al.
Bu kapıya çocuğu için gelen anne babaların çoğunda sebep musallat çıkmaz. Bunu en başta söylüyorum, çünkü yanlış teşhisin en çok zarar verdiği yaş burasıdır. Yetişkin yanlış bir korkuyu taşır, bir gün atlatır. Çocuk onu kimliğine yazar.
Çocukta sıra şudur. Önce şunlar elenir:
- Tıbbi sebepler. Kulak enfeksiyonu, reflü, demir eksikliği, geniz eti, ateş. Hepsi geceyi bozar, hepsi doktorun işidir.
- Gece terörü ve normal uyku evreleri. Gece terörü çoğunlukla 3–7 yaş arasında görülür, uykunun ilk üçte birinde başlar, 1 ile 10 dakika sürer, çocuk ertesi sabah hiçbir şey hatırlamaz. Kâbus ise gecenin ikinci yarısında gelir, çocuk uyanır ve anlatır.
- Evdeki ya da okuldaki bir değişiklik. Taşınma, kardeş doğumu, okula başlama, evdeki bir kavga. Çocuk tepkisini çoğu vakada olaydan 2 ile 6 hafta sonra verir, o yüzden bağlantıyı kuramazsın.
- Büyüklerden öğrenilen korku. Evde cin konuşulur, çocuk dinler, gece o kelimeyi karanlığa giydirir.
Bir de tavizi olmayan bir kural var. Çocukta gelişimsel, nörolojik ya da davranışsal bir işaret varsa ilk adres çocuk doktorudur. Otizm ve MS tıbbın işidir; konuşma gecikmesine, göz teması kurmamasına, tekrarlayan hareketlere manevi sebep aramam, doğrudan doktora yönlendiririm. Sara, şizofreni, bipolar iki türlüdür: bir kısmı tıbbidir, orada doktorunla çalışırsın ve ilacını asla bıraktırmam. Hangisi olduğunu bakım gösterir, ama çocukta sıra hep doktordan başlar.
Bu dördü elendikten sonra geriye hâlâ bir şey kalıyorsa, bakılacak yer artık desendir.
Musallat Deseni Çocukta Kümelenir, Tek Belirti Olmaz
Musallat çocukta tek bir belirtiyle görünmez, küme halinde gelir ve saat tutar. Yetişkindeki tabloyu cin musallatı belirtileri yazısında anlattım. Çocuktaki hâli daha sessizdir, çünkü çocuk şikâyet etmez, sadece davranışı değişir.
Süre. Olağan sebeplerin çoğu 2 ile 3 hafta içinde çözülür. Musallat deseni aylarca durur, düzelir gibi olur, geri gelir.
Saat ve yön. Korku belirsiz değildir. Çoğu vakada gece yarısına yakın bir saatte, hep aynı aralıkta başlar; çocuk odanın hep aynı köşesini, aynı kapıyı, aynı dolabı gösterir. Tarifi de değişmez: aynı "amca", aynı ses, aynı gölge, haftalar sonra bile.
Yalnızlık ekseni. Ortak imza budur: şiddeti geceleri ve yalnız kaldığında artar, gündüz ve kalabalıkta kaybolur. Anne babaların çoğu bu yüzden misafirlikte hiçbir şey fark etmez, eve dönünce aynı gece her şey yeniden başlar.
Bedende de iz bırakır. Dayak yemiş gibi yorgun kalkma, sebepsiz morluklar, gece kilitlenen çene, bir anda kesilen iştah. Tablo ağırlaştığında görünen daha kalın işaretleri ağır musallat belirtileri yazısında ayrıca yazdım.
Şuna da dikkat et: huzursuzluk aynı dönemde ev halkının hepsinde başladıysa mesele çocuğun kendisi olmayabilir. Tutulan ev de olur, o tabloyu evde musallat belirtileri yazısında ayırdım.
Çocukta Nazar ile Musallat Aynı Şey Değil
Bu ikisi karıştırılır, karıştırıldığında da yanlış kapı çalınır. Ayrım şu: nazarın bir olayı, musallatın bir saati vardır.
Nazar bir bakışın bıraktığı ağırlıktır. Çoğu vakada belli bir olaydan (bir ziyaret, bir düğün, hayran bir övgü) sonraki 1 ile 3 gün içinde başlar, iştahı ve uykuyu birlikte bozar, çocuk huysuzlaşır. Erken bakılırsa da kısa sürede hafifler. Ama korkunun bir adresi yoktur: çocuk odanın bir köşesini göstermez, aynı tarifi tekrarlamaz, gece ile gündüz arasında keskin bir fark kurmaz. Nazarın çocuktaki hâlini çocuklarda nazar belirtileri yazısında ayrıntısıyla anlattım.
Musallatta ise bir eşlik hissi vardır. Çocuk yalnız kalmak istemez, banyoya tek girmez, ışığı kapattırmaz, ve bunu birkaç gün değil aylarca sürdürür. Gündüzü de teslim alır: öğretmen bir dalgınlıktan, arkadaşlarından kopmadan söz etmeye başlar. Kabaca söylersem: nazarda çocuk yorgundur, musallatta çocuk tetiktedir.
Üçüncü ihtimali de atlama. Çocuk büyüklerin korkusunu taklit ediyor olabilir. Evde o kelime ne kadar çok geçtiyse, çocuğun gece anlattığı hikâye o kadar zenginleşir. Bu, çocuğun yalan söylediği anlamına gelmez; çocuk duyduğunu görür.
Çocuğu Korkutma, Yabancının Eline de Verme
Açık söyleyeyim, kimse alınmasın: bir çocuğu, ne yaptığını bilmediğin bir yabancının eline vermek yanlıştır. Üzerine okuyup üfleyen, ip bağlayan, tuz döken, çocuğu ağlatana kadar üstünde işlem yapan kimseye çocuğunu teslim etme. Böyle bir şeyden çocuğun aklında kalan tek şey korkudur, ve o korku musallattan uzun yaşar. Kime gidilir, kime gidilmez, işaretlerini burada sıraladım.
İkincisi, çocuğun yanında bu konuyu konuşma. Ne aranızda, ne telefonda. Çocuğa "sende bir şey var" dedirtme, sorgulama, ısrarla anlattırma. Sen deseni not al, tarih tut. Teşhis benim işim.
Evde yapabileceğin sade şey duadır. Gece korkan çocuklar için okunanlar bellidir: Meryem, Cin ve Rahmân sûreleri. Bunun ötesinde evde tek başına yapılacak bir "kovma" tarifi vermem, yanlış yapılan iş hafifletmek istediğini ağırlaştırır. Korumanın günlük tarafını cin musallatından nasıl korunulur yazısında topladım.
Not: bu satırları gece yarısı telefonun ışığında okuyorsan, önce bir su iç.
Desen sürüyorsa bekleme. Çocuğun adını ve annenin adını alır, durumuna bakarım; daha herhangi bir işlem konuşulmadan önce. Bana hizmet eden hüddamlarım vardır, durumu onlarla birlikte görürüm. Musallat değilse "değil" derim, doktorluksa doktora yönlendiririm. Garanti veren yanlış söyler, netice Allah'tandır. Ücret tek bir bakım ücretidir, ilk görüşmede net söylenir. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğuma cin musallat oldu mu, nasıl anlarım?
Tek bir gece, tek bir korku hüküm değildir. Şuna bak: kaç haftadır sürüyor, hep aynı saat civarında mı geliyor, çocuk hep aynı yeri mi gösteriyor, yalnız kalınca mı artıyor. Bu dördü bir aradaysa tabloya bakılır. Ama sıra bozulmaz: önce doktor, sonra teşhis. Sen teşhis koyma, deseni not al, yaz.
Bebekte musallat belirtileri olur mu?
Bebekte ayrım en zor olanıdır, çünkü bebek anlatamaz. İlk aylarda ağlamanın büyük kısmı kolik, reflü, diş ya da kulak kaynaklıdır; bunlar pediatriye gider. Ayrılık kaygısı da 8. ay civarında başlar, 1,5 yaş dolayında tepe yapar ve gece uyanmalarını çoğaltır. Bunlar elenmeden bebekte manevi yorum yapmam.
Çocuğum gece çığlık atarak uyanıyor, bu musallat mı?
Çoğu vakada gece terörüdür. Ayırt etmesi de kolaydır: gece terörü uykunun ilk üçte birinde olur, çocuğun gözü açıktır ama sana tepki vermez, birkaç dakikada geçer ve sabah hatırlamaz. Kâbusta ise çocuk uyanır, seni tanır, korkusunu anlatır. Aylarca süren, hep aynı saatte gelen ve gündüzü de bozan tablo ayrı bir şeydir.
Çocuğum "odada biri var" diyor, ne yapmalıyım?
Ne "saçmalama" de, ne de üstüne git. İkisi de çocuğu yalnızlaştırır. Sakin bir sesle dinle, tarifi aklında tut (kim, nerede, hangi saatte), sonra konuyu kapat. Hayal kuran çocuk da gerçek bir şey tarif eden çocuk da aynı cümleyi kurabilir; farkı tekrarı ve tutarlılığı gösterir. Not al, birkaç hafta izle, sonra yaz.
Çocuğun yanında cin konuşmak zararlı mı?
Bence evet, ve bu konuda kesin konuşurum. Çocuk duyduğunu görür; evde ne kadar konuşulursa gece anlattığı hikâye o kadar büyür. Böylece gerçek bir tablo varsa bile üstü karışır, teşhis zorlaşır. Merakını sakin ve kısa bir cümleyle karşıla, gerisini büyüklerin arasında konuş.
Çocuğa okutmak doğru mu, kime okutulur?
Anne babanın kendi çocuğuna dua okumasında bir sakınca yoktur. Gece korkan çocuklar için okunanlar bellidir: Meryem, Cin ve Rahmân sûreleri. Sakıncalı olan, çocuğu tanımadığın birinin eline bırakmaktır. Sırtına vuran, vücuduna yazı yazan, ip düğümleyen, altın isteyen kimseye çocuğunu götürme.
Çocuğa uzaktan bakılır mı?
Evet. Çocuğun adı ve annenin adı ile bakılır; çocuğun bir yere gelmesi ya da bir şey yapması gerekmez. Türkiye'den de Avrupa'dan da aynı şekilde çalışırız, görüşmen mahrem kalır. Ne çıkarsa açıkça söylerim, yoksa "yok" derim. Netice Allah'tandır.