Evde Cin Olduğu Nasıl Anlaşılır: Ağırlık Evde mi, Sende mi?
Anlatılan Ev Hep Aynı Evdir: Bir Oda, Bir Saat
Bana yazılan mesajlarda tarif edilen ev çoğu zaman birbirine benzer. İki ya da üç odalı bir daire, içinde kimsenin uzun oturamadığı tek bir oda. Saat gecenin ikisi ile dördü arasıdır. Ses ya koridordan gelir ya tavandan, ve çoğunlukla tam uykuya dalınacakken gelir.
Sonra ev halkı ikiye ayrılır. Biri "bu evde bir şey var" der. Öbürü "kuruntu yapıyorsun" der. İkisi de kendince haklıdır, çünkü ellerinde aynı şeyi ölçecek ortak bir ölçü yoktur.
Bir de şu var: aynı evde iki kişi aynı şeyi aynı gece duyuyorsa, o gece artık tek kişinin rüyası olmaktan çıkar.
Bu yazının işi korku anlatmak değil, o ölçüyü vermek. Evde cin olduğu nasıl anlaşılır sorusunun cevabı, kendinden önce gelen başka bir sorunun cevabına bağlı: bu ağırlık gerçekten evin mi, yoksa evde yaşayanın mı? İkisi aynı şey değildir, ve bakılma sıraları da aynı değildir.
Önce Şunu Ayır: Yük Evde mi Kalıyor, Seninle mi Geliyor?
Kişiye ait bir yük taşınabilir. İş yerine gider, otobüste yanında oturur, tatilde otel odasına kadar gelir. Mekâna ait olan yük ise taşınmaz: eşikte başlar, kapı arkandan kapanınca kalınlaşır, sen sokağa çıktığında birkaç dakika içinde çözülür.
Bu ayrımın üç sağlaması var, ve üçü de sana hiçbir şeye mal olmaz.
- Yer değiştirme: üç dört gece başka bir evde kal. Tablo orada da aynıysa yük evde değildir.
- İkinci şahit: eve ilk defa gelen biri, senin yıllardır anlatamadığın şeyi kapıda söylüyorsa işaret mekândadır.
- Sen yokken: sen evde değilken de devam eden bir şey var mı? Eşyanın düşmesi, hayvanın belli bir odaya girmemesi, komşunun boş evden ses duyması.
Yer değiştirme sağlamasının bilinmeyen bir kusuru var, ve insanların çoğu tam oradan yanılıyor. Annenin evinde kaldığın gece yalnız evi değiştirmiş olmuyorsun: yatağın değişiyor, yatma saatin kayıyor, yalnızlığın kalkıyor, o akşam kimse seni germiyor. Böyle bir gecenin iyi geçmesi evin suçsuz olduğunu göstermez. Sağlamayı işe yarar hâle getirmek istiyorsan uyku saatini sabit tut ve mümkünse tek başına kal.
Bu ayrım neden bu kadar belirleyici? Çünkü yanlış tarafa bakan insan yıllarını kaybeder. Ağırlık kişideyken evi baştan boyayan, mobilyasını değiştiren, hatta taşınan insanlar gördüm; ev değişti, tablo değişmedi. Tersi de olur: yük mekândayken kişi kendini suçlar, "benim psikolojim bozuk" der ve asıl adrese hiç bakmaz.
Ağırlığın kişide toplandığı tabloyu cin musallatı belirtileri yazısında, mekânda toplandığı tabloyu evde musallat belirtileri yazısında ayrı ayrı yazdım. Bu yazı ikisinin arasındaki çizgiyi çekiyor.
Evin Kendi Kusurları, Cin Sesine En Çok Benzeyen Şeydir
Bir evin gece çıkardığı seslerin büyük kısmının dünyevi ve sıkıcı bir sebebi vardır. Dürüst olmak gerekirse önüme gelen tabloların bir bölümü tam burada kapanır, ve kapanması iyidir.
- Genleşme çatırtısı: gündüz ısınan ahşap, beton ve laminat gece soğuyunca kasılır, çıtırtı çıkarır.
- Tesisat ve petek: boru hattındaki hava ve basınç değişimi duvarın içinde vurma sesi üretir.
- Kemirgen ve kuş: asma tavanda, tavan arasında, baca boşluğunda. Hareket saatleri zaten gecedir.
- Rutubet ve küf: baş ağrısı, boğaz yanması, kapalı odada yoğunlaşan ağır koku.
- Basınç ve havalandırma: pencere açıkken kendiliğinden kapanan kapı.
- Komşu ve tesisat şaftı: ses şafttan yürür; çıktığı daire ile duyulduğu daire aynı olmayabilir.
Bunların neden hep gece fark edildiğini de söyleyeyim. Gündüz trafiği, televizyon ve ev içindeki konuşma bu seslerin üzerini örter. Ev sessizleşince işitme eşiğin düşer ve zaten var olan ses ilk defa duyulur. Ses yeni değildir, sessizlik yenidir.
(Eski ustalar bu çatırtıya "bina oturuyor" der. Yeni binada da olur, kimse söylemez.)
Kokuyu ayrıca yazayım, çünkü insanı en çok korkutan işaretlerden biri odur. Bir evde birden beliren leş kokusunun en sık iki sebebi vardır: duvar arasında ya da tavan arasında ölmüş bir kemirgen, bir de uzun süre kullanılmayan bir giderin su tıpasının kuruyup kanalizasyon havasını içeri bırakması. İkincisini pek kimse bilmez. Nadiren kullanılan banyonun giderine haftada bir bardak su dökmek o kokuyu keser.
Bu maddeleri elemek zor bir iş değil: tesisatçı, ilaçlama, bir de rutubet için düzgün havalandırma. Elediğinde geriye kalan şey daha az, ama daha gerçek olur.
"Bu Ev Bizi Hasta Ediyor" Diyorsan İlk Bakılacak Yer Bacadır
Bir başlığı diğerlerinin önüne alıyorum, çünkü bu manevi bir mesele değil, hayatî bir tehlikedir. Karbonmonoksit renksizdir, kokusuzdur ve insanı uyurken alır.
Verdiği tablo, bana anlatılan manevi tabloya şaşırtıcı ölçüde benzer: baş ağrısı, mide bulantısı, sersemlik, geçmeyen halsizlik, karışık ve kâbuslu uyku, eve girince başlayıp dışarıda geçen şikâyet.
Ayırt edici işaretler şunlardır: şikâyetin ev halkının hepsinde aynı dönemde çıkması, evin hayvanının da etkilenmesi, ve soba ya da kombi yakılan aylarda belirgin şekilde artması.
Böyle bir tablo varsa bu yazıyı bırak ve sırayla şunları yap. Kombiyi ve sobayı yetkili servise kontrol ettir, şofben varsa onu da. Bacayı temizlet. Eve karbonmonoksit dedektörü taktır; küçük bir cihazdır ve sen uyurken çalışır. Şüphelendiğin an pencereleri aç, cihazı kapat, evden çık.
Bu kontrol yapılmadan ben manevi bir teşhis konuşmam.
Gece Üstüne Çöken O Ağırlığın Tıpta da Bir Adı Var
Uyku felci gerçek ve iyi tanımlanmış bir durumdur. Uykunun bir evresinde beden hareketsiz kalır; bilinç o kilit çözülmeden uyanırsa kişi birkaç saniye ya da birkaç dakika kıpırdayamaz, çoğu zaman odada biri varmış gibi hisseder. Uykusuzluk, düzensiz vardiya ve sırtüstü yatma bunu sıklaştırır.
Çocuklarda gece terörü ayrı bir başlıktır. Çocuk gecenin ilk yarısında çığlıkla doğrulur, güçlükle uyandırılır, sabah hiçbir şey hatırlamaz.
Kaygı bozukluğu, işitmedeki bir sorun ve kulak çınlaması da tek başlarına ses, uğultu ve gece huzursuzluğu üretebilir.
Sıra şudur: önce hekim eler. Tanı konmuş bir kimsenin ilacını bıraktırmam; azaltmasını da geciktirmesini de söylemem. Ani bayılma, kasılma, felç ya da konuşma bozukluğu varsa 112 aranır.
Bunları saymam "hepsi hayaldir" demek değildir. Tam tersi. Tıbbi karşılığı olan bir şikâyeti manevi kapıda aramak insanı hem tedavisinden hem cevabından eder. Terapi ve hekimin verdiği tedavi kendi katmanında çalışır, ve o çalışma bırakılmaz. Benim baktığım katman onunla yarışmaz.
Gece bastırma hâlinin ayrıntısını karabasan nedir yazısında yazdım.
Peki Mekâna Ait Gerçek İşaret Neye Benzer?
Elemeler bittikten sonra geriye kalan işaretin üç özelliği olur.
- Yere bağlıdır: aynı oda, aynı köşe, aynı eşik. Evin içinde rastgele dolaşmaz.
- Kişiye bağlı değildir: eve yeni giren de fark eder, ev boşken de sürer.
- Elenmeye direnir: baca bakıldı, tesisat elden geçti, ilaçlama yapıldı, tablo yerinde durdu.
Üçü bir arada ve aylardır aynı yerdeyse, bakılmayı hak eden bir tablo var demektir. Tek bir gece, tek bir ses, tek bir kötü rüya hüküm değildir.
İnternette dolaşan "evinizde cin var mı" testlerinin çoğu zırvadır: korkuyu ölçer, evi ölçmez. On maddeden altısını işaretleten her test, gecesi kötü geçen herkese aynı cevabı verir.
Sende olanı da evde olanla karıştırma. Bedenindeki halsizlik, kulak çınlaması, dayak yemiş gibi yorgun uyanmak seninle her yere gider. Evin işareti eve kalır. Bu ikisi aynı torbaya konmaz, ve ikisi birden varsa tablo katmanlı demektir.
Sıralamayı da atlama: önce eleme, sonra desen, sonra teşhis. Bu sırayı atlayan her cevap tahmindir. Tablo yıllanmışsa ağır musallat belirtileri yazısındaki ölçülere de bak.
Üç Gece Not Tut: Kim, Hangi Oda, Hangi Saat
Sana bir tarif vermiyorum: ne bir sayı, ne bir malzeme. İstediğim şey yalnızca bir kayıt.
Üç gece boyunca bir kâğıda şunları yaz. Tarih ve saat. Hangi oda. O an evde kim uyanıktı. Ne duyuldu ya da ne hissedildi. O gün soba veya kombi yandı mı, pencere açık mıydı.
Bunu neden istiyorum? Çünkü hafıza korkuyla birlikte büyür, kayıt büyümez. İki hafta sonra "her gece oluyordu" diye hatırladığın şeyin kâğıtta üç geceden ikisi olduğunu görmek de bilgidir, dört geceden dördü olduğunu görmek de.
Kayıt tutan insanın getirdiği desen bana bir saatlik konuşmadan daha çok şey anlatır. Aynı saat mi tekrar ediyor, aynı oda mı, ev kalabalıkken de oluyor mu, sen evde yokken de oldu mu.
Kayıt tutmanın kimsenin konuşmadığı bir faydası daha var: kâğıda yazan insanın korkusu azalır. Belirsiz bir şey ölçülebilir hâle geldiği anda küçülür.
Çocuk varsa onun söylediğini ayrı bir satıra yaz. Çoğu vakada evdeki ilk fark eden çocuktur, ama çocuğun anlattığını ne büyüt ne de sil; sadece not et. Çocuk tarafını çocukta cin musallatı belirtileri yazısında ayrıca anlattım.
Her Evin Bir Geçmişi Vardır, ve Sana Anlatılmamıştır
Yeni taşındığın evde tablo ilk aydan itibaren başladıysa, sorulacak birkaç dürüst soru var. Ev ne kadar süre boş kaldı? Önceki oturan neden çıktı? Bina uzun süre yarım hâlde mi bekledi?
Uzun süre boş kalmış, içinde okunmamış ve sahipsiz duran evler için ehlinin söylediği ortaktır: böyle bir ev açık kapı gibi durur.
Eski oturana ulaşabiliyorsan ona da sor. Sorduğun şey dedikodu değil, bilgi: o da aynı odada mı zorlanmıştı, aynı saatte mi uyanıyordu. Cevap "bizde hiçbir şey olmadı" ise bu da bir bilgidir, ve tabloyu evden sana doğru kaydırır.
Ev sahibine ve komşuya sormak ayıp değildir. Aynı sorular dükkân ve iş yeri için de geçerli; o tarafı ev ve iş yeri ağırlığı yazısında ele aldım.
Evin İçin Elinde Duran Şey Okumaktır; Gerisi Teşhistir
Eleme bittiyse ve tablo hâlâ yerinde duruyorsa, sıra tahmin etmekte değildir. Kendine teşhis koymak insanı yıllarca yanlış kapıda tutar.
Bu arada elin boş da değil. Ev sahibinin hakkı olan bir şey var: evini okumak. Bu bir tören ya da teknik değildir. Ne bir sayısı vardır, ne eve gömülecek bir nesnesi.
- Korunmak için: Âyetü'l-Kürsî, Felak ve Nâs sûreleri.
- Karabasan basıyorsa: Cin Sûresi 1-13.
Bunun dışında evine tuz döktürmem, tütsü yaktırmam, kapıya nesne astırmam. Sana evde tek başına uygulayacağın bir "kovma" tarifi de vermem; yanlış sırayla yapılan iş, hafifletmek istediğini ağırlaştırır. Korunma tarafını musallattan nasıl korunulur ve nazardan ve büyüden korunma yazılarında açtım.
Büyünün gerçek olduğunu Kur'an haber verir; Bakara Sûresi 102 bunu açıkça söyler. Ama bir evde ne olduğunu okuyarak öğrenemezsin, teşhis ayrı bir iştir. Adını ve annenin adını alır, ebced ile bakarım. Ne varsa onu söylerim, yoksa "yok" derim. Garanti veren kimseye inanma; netice Allah'tandır.
Şunu da ekleyeyim. Okuma teşhisin yerine geçmez, geçmeye de çalışmaz. Bir evde ne olduğu okunarak değil, bakılarak bilinir. Buna rağmen okumayı erteleme; o kapı sana bugün de açık, bana danışsan da danışmasan da.
Tek bir bakım ücreti vardır ve ilk görüşmede net söylenir. Evini yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Evde cin olduğu nasıl anlaşılır?
Tek bir sesle ya da tek bir kötü geceyle anlaşılmaz. Önce ağırlığın evi mi seni mi takip ettiği ayrılır: birkaç gece başka bir evde kal, uyku saatini sabit tut. Sonra evin kendi kusurları elenir; genleşme çatırtısı, tesisat, kemirgen, rutubet ve en başta baca. Bunlar elendiği hâlde işaret aynı odada, aynı saatte ve sen yokken de sürüyorsa tablo bakılmayı hak eder. Netice Allah'tandır.
Evdeki sesler cin sesi mi, evin kendi sesi mi?
Evin kendi sesleri gece duyulur, çünkü gündüz gürültüsü onları örter. Ahşap ve beton gece soğuyunca çıtırdar, tesisattaki hava duvarda vurma sesi yapar, kemirgen asma tavanda gezer, ses tesisat şaftından yürüyüp komşu daireden sana gelir. Bunların hepsi bakıldığında bulunur. Ayrım şuradadır: evin kendi sesi bakım yapılınca değişir ya da kesilir, mekâna ait bir işaret eleme sonrası aynı yerde durur.
Evde cin varsa ne yapmalı?
Sıra bellidir. Önce baca, kombi ve soba kontrol ettirilir; karbonmonoksit tablosu manevi tabloya benzer ve hayatî bir tehlikedir. Sonra tıbbi sebep elenir; uyku felci ile gece terörü bu şikâyetleri aynen üretir, ve kimsenin ilacı bıraktırılmaz. Üç gece kim, hangi oda, hangi saat diye not tutulur. Elinde duran şey okumaktır: korunmak için Âyetü'l-Kürsî, Felak ve Nâs. Tuz, tütsü, kapıya asılan nesne bizim yolumuz değildir. Gerisi için yaz, birlikte bakalım.
Yeni taşındığım evde huzursuzum, sebebi cin mi olabilir?
Olabilir, ama ilk ihtimal değildir. Yeni evde uyku düzeni, ışık, ses ve koku baştan değişir; beden buna birkaç hafta direnir. Rutubet ve havalandırma sorunları da yeni evde erken fark edilir. Bunlar yoksa dürüst sorular sırada: ev ne kadar süre boş kaldı, önceki oturan neden çıktı. Uzun süre boş kalmış ve içinde okunmamış ev için ehlinin söylediği ortaktır. Emin değilsen yaz, birlikte bakalım.