Karabasan Nedir, Neden Olur?
Kıpırdayamadığın O Birkaç Saniyenin Adı Karabasandır
Gece yarısını geçmiştir. Gözlerin açılır, tavanı ve odanın loşluğunu görürsün. Ama kolun kıpırdamaz. Bağırmak istersin, sesin çıkmaz.
Göğsünün üstüne bir ağırlık binmiştir. Belki odada senden başka birinin durduğunu hissedersin, belki kapı tarafında bir gölge. Birkaç saniye sürer, sana çok daha uzun gelir. Sonra bir anda çözülür; doğrulup oturursun, kalbin küt küt atar, sabaha kadar bir daha uyuyamazsın.
Bizim insanımız bu hâle asırlardır karabasan der. Tıptaki karşılığı uyku felcidir. İkisi aynı olayı iki ayrı yerden tarif eder, ve bu yazının işi tam burada başlar: aynı belirti iki ayrı sebepten gelebilir. Halk arasında bu hâlin cinlerle ilişkilendirilmesi de yeni bir şey değil; cin denen varlığın ne olduğunu ayrıca yazdım.
Bu tarifle bana yazan insanların ortak cümlesi şudur: "Kimseye anlatamıyorum, deli sanacaklar." Anlatabilirsin. Yaşadığın şey uydurma değildir; tarif ettiğin tablo bana da, tıbba da tanıdıktır.
Şunu da baştan söyleyeyim, çünkü buraya korkuyla gelen çok oluyor. Karabasan yaşamış olmak, tek başına, üzerinde bir musallat olduğunun ispatı değildir. Ama tekrar ediyorsa ve yanında başka şeyler varsa tablo değişir; cin musallatının genel belirtilerini ayrı bir yazıda tek tek saydım.
Beyin Uyanır, Kasların Kilidi Birkaç Saniye Geç Açılır
Mekanizması bilinen bir şey, karanlık bir tarafı yok. Uykun gece boyunca yaklaşık 90 dakikalık döngüler hâlinde ilerler. Bu döngünün rüya gördüğün bölümünde beden kendi kaslarını kilitler; rüyanda yaptığın hareketi gerçekten yapmayasın diye. O kilit koruyucudur.
Karabasan, kilit henüz açılmadan zihnin uyanmasıdır. Bilincin odadadır, bedenin hâlâ uykudadır. Kıpırdayamamanın sebebi budur.
Aynı anda rüya üretimi de tam kapanmamış olur. Gördüğün gölge, duyduğun ses, göğsündeki basınç bu yüzden gerçek gibi gelir. Uydurmuyorsun; beynin uyanıkken rüya görüyor.
Süre saniyelerle ölçülür, iki dakikayı geçtiği pek görülmez. Uykuya dalarken de olur, sabaha karşı uyanırken de. En sık çıktığı saatler, rüya bölümünün yoğunlaştığı sabaha karşı 3 ile 5 arasıdır.
İkiye ayrılır: uykuya dalarken gelenine hipnagojik, uyanırken gelenine hipnopompik denir. Uyanırken gelen çok daha sık görülür, ve insanı en çok korkutan da odur; çünkü oda gerçek, ışık gerçek, saat gerçektir, kişi uyanık olduğuna emindir. Bu ayrımı bilmek işe yarar. Hangi uçta yaşadığını söylemen, bana uyku düzenin hakkında baştan bir şey söyler.
Tetikleyeni bilinen şeyler var: uykusuzluk, bozulmuş uyku düzeni, vardiyalı çalışma, sırtüstü yatmak, ağır stres, gece geç yenen yemek. Yani karabasan gören herkeste manevi bir sebep aranmaz. Çoğu vakada sebep bu listenin içindedir ve düzen oturunca kendiliğinden kesilir. Manevi ağırlığın uykuya nasıl dokunduğunu nazar uykusuzluk yapar mı yazısında ele aldım; oradaki ölçü burada da geçerli.
Ayıran Şey Belirtinin Kendisi Değil, Tekrarın Deseni
Peki insan hangisi olduğunu nasıl anlar? O anki tarife bakarak anlamaz. Manevi kaynaklı karabasan ile tıbbi uyku felcinin yaşandığı andaki hâli neredeyse birebir aynıdır: kilitlenme, göğüste baskı, odada biri var hissi.
Fark, olayın kendisinde değil, etrafındaki desende durur. Yıllardır ilk sorduğum şeyler bunlar:
- Sıklık. Bir ömürde üç beş kez yaşanması olağandır. Ayda birkaç kez ve aylardır sürüyorsa desen değişmiştir.
- Başlangıcın bir tarihi olması. Kişi "şu geceden beri" diyebiliyorsa dikkat kesilirim. Tıbbi uyku felci genelde tarihsizdir, yayılarak gelir ve gidişi de öyledir. Manevi olan çoğu vakada tek bir geceye bağlanır, ve o gecenin öncesinde anlatılmayı bekleyen bir şey bulunur: bir taşınma, bir cenaze, ağır bir kavga, birinden gelen bir hediye, uzun bir yolculuk. Kişi bunu ilk anlatışında söylemez; sorunca hatırlar.
- Saatin sabitliği. Neredeyse hep aynı saatte uyanmak boşuna değildir.
- Yanında gelenler. Sabah dayak yemiş gibi yorgun kalkmak, ense ve omuzda gezen ağrı, kulak çınlaması, sebepsiz korku, hep aynı rüyanın tekrarlaması. Bunlar bir arada geliyorsa artık tek bir gece olayından söz etmiyoruz.
- Ev halkı. Aynı evde ikinci bir kişide benzer geceler başlamışsa mesele kişide değil, evdedir. Bu sonuncusu her vakada olmaz.
Ayırmadığı hâlde en çok sorulan şey de şu: gördüğün şeklin ne kadar korkunç olduğu. Karaltı, ihtiyar bir yüz, hayvana benzeyen bir şekil. Bunlar dünyanın her yerinde, her inançtan insanda birbirine yakın biçimlerde anlatılır. Görüntünün dehşeti sebebi göstermez. Sebebi gösteren şey, o görüntünün kaç gecede bir geri geldiğidir.
Bu beş ölçüden birinin tek başına çıkması bir şey söylemez; korku insana her maddeyi tanıdık gösterir. Üçü birden varsa tabloya bakmakta fayda var. Cin çarpması belirtileri ile karışan taraf da genelde buradadır: çarpma ani ve tek bir olaya bağlı bir tablodur, karabasan ise tekrarıyla konuşur.
Başka Bir Yatakta da Oluyor mu? Bu Soru Tek Başına Çok Şey Söyler
Sana bir şey sorayım. Bir hafta başka bir evde kalsan, aynı geceler orada da olur muydu?
Bunu boşuna sormuyorum. Kişiye bağlı bir tablo çantayla beraber gider, nerede yatarsan yat peşini bırakmaz. Eve bağlı olan ise sınırda kalır: memlekette, otelde ya da akrabada geçen üç dört gece sakin geçer, kişi eve döndüğü ilk gece yeniden başlar.
Tıbbi uyku felci için evin adresi önemsizdir; o, uyku düzenini takip eder. Evin kendisinin tutulduğu tabloyu ayrı bir yazıda anlattım.
Önce Hekim Eler: Apne, Narkolepsi ve İlaç Yan Etkileri Gerçek Sebeplerdir
Sıra burada hiç değişmez, önce doktor. Karabasan tarifiyle gelen insanların bir kısmında sebep tıbbın kendi alanında çıkar, ve bunu bulmak kötü haber değil iyi haberdir.
Uyku apnesinde solunum gece boyunca defalarca kesilir; kişi boğulma hissiyle uyanır ve bu his karabasanla karıştırılır. Narkolepside uyku felci zaten tablonun bilinen bir parçasıdır. Kaygı bozukluğu ve panik atak gece atakları üretir. Bazı ilaçların, özellikle uykuya ve ruh hâline dokunanların, yan etkisi rüya yoğunluğunu artırabilir.
Bunların hepsi gerçek sebeplerdir ve doktoruna sorulması gerekir. Sana bir tanı konmuşsa ilacını kullanmaya devam et; ben kimsenin ilacını bıraktırmam, azaltmasını da söylemem. Uyku testi istenirse yaptır.
Bir de kendi kendini besleyen bir halka kurulur. Kişi yatmaya korkar, uykuyu geciktirir, uyku borcu büyür; borç büyüdükçe rüya bölümü daha baskılı gelir ve ihtimal artar. Bu halkayı kırmak çoğu vakada tek başına belirgin bir düzelme getirir, üstelik bunun için ne ilaca ne bakıma gerek vardır.
İki tür sebebin olması, birinin diğerini yalanlaması demek değildir. İkisi yarışmaz. Hekim tarafı elendikten sonra geriye kalan tarafa bakılır. Otizm ve MS doğrudan tıbbın işidir. Şizofreni, psikoz, bipolar ve sara iki türlüdür: bir kısmı tıbbidir, doktorunla çalışırsın; bir kısmı manevi kaynaklıdır. Hangisi olduğunu bakım gösterir.
Bu Gece Ne Okursun, Ne Zaman Yazarsın
Bugünden yapabileceğin şey belli ve kimsenin iznine bağlı değil. Karabasan için ehlinden ehline nakledilen okuma Cin Sûresi'nin ilk 13 âyetidir. Korunmak için Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs. Abdestli, niyet ederek, yatmadan önce oku; bir iki gece değil, düzenli.
Bunun dışında evde tek başına yapacağın bir kovma tarifi vermem. Yanlış yapılan iş, hafifletmek istediğini ağırlaştırır. Kurşun, düğüm, muskacı işi, bunların hiçbiri bizde yoktur.
Yazmanın vakti şudur: geceler haftada birden fazla tekrar ediyorsa, üç aydan uzun sürüyorsa, belli bir geceden sonra başladıysa, ya da ev halkından ikinci bir kişide aynısı başladıysa.
Yazarsan adını ve annenin adını alır, durumuna bakarım; daha herhangi bir işlem konuşulmadan önce. Bakımı yalnız yapmam, bana hizmet eden hüddamlarım vardır. Bir şey yoksa "yok" derim, doktorluksa doktora yönlendiririm. Ücret tek bir bakım ücretidir, ilk görüşmede net söylenir ve sonradan artmaz.
Bakımda karabasana ayrı bir başlık olarak bakmam; kişinin gecesine, evine ve o başlangıç tarihine birlikte bakılır. Karabasan çoğu zaman tablonun kendisi değil, tablonun en gürültülü ucudur.
Kimseye garanti vermem. Doğru bakar, doğru çalışırım; netice Allah'tandır. Sonrasında nasıl korunulduğunu ayrı bir yazıda anlattım. Sen yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Karabasan neden olur?
Çoğu vakada sebep uykunun kendisindedir: uykusuzluk, bozulmuş uyku düzeni, vardiyalı çalışma, sırtüstü yatmak, ağır stres. Beden rüya bölümündeki kas kilidini açmadan zihin uyanır, kişi kıpırdayamaz. Bir kısmında ise sebep uyku apnesi, narkolepsi ya da kaygı bozukluğudur. Tekrar eden, belli bir geceden sonra başlayan ve başka işaretlerle gelen hâl ayrı değerlendirilir.
Karabasan tehlikeli midir, insan bu hâlde ölür mü?
Hâlin kendisi kısa sürer ve kendiliğinden çözülür. Korkunun büyüklüğü tehlikenin büyüklüğü değildir. Asıl yıprattığı şey uykudur: kişi tekrar uyumaya korkar, uyku borcu büyür, ertesi gece ihtimal artar. Nefes kesilmesi gündüzleri de oluyorsa ya da bayılma, kasılma varsa bu ayrı bir tablodur, vakit kaybetmeden doktora git.
Karabasan sırasında ne yapmalı?
Zorlamak işe yaramaz, direnmek hâli uzatır. Nefesini serbest bırak, parmak ucunu ya da gözünü oynatmaya çalış; kilit genelde oradan çözülür. İçinden Âyetel Kürsî okumaya başla. Geçtikten sonra kalkıp biraz ışığa çık, hemen aynı pozisyonda uyumaya dönme. Sabah olduğunda o geceyi bir yere not et, tarih tutmak sonradan işe yarar.
Karabasan her gece oluyorsa ne anlama gelir?
Her gece tekrar eden bir karabasan artık tek başına bir gece olayı değildir, bakılması gereken bir desendir. Önce uyku düzenin ve tıbbi sebepler elenir; apne ve narkolepsi bu sıklıkta ilk akla gelenlerdir. Bunlar elendikten sonra hâlâ sürüyorsa, yanında gelen belirtilere ve başlangıcının tarihine bakılır. Yaz, birlikte bakalım.
Karabasan ile cin çarpması aynı şey mi?
Aynı şey değildir. Cin çarpması ani ve tek bir olaya bağlı bir tablodur; çoğu zaman bir korkudan, bir düşmeden ya da tekin olmayan bir yerden sonra başlar. Karabasan ise tekrarıyla konuşur, uykunun içinde yaşanır ve çoğu vakada tıbbi bir karşılığı vardır. Hangisi olduğunu belirtinin adı değil, deseni gösterir.