Kısmet Bağlanması Belirtileri: Bağlı mı, Yoksa Zor Bir Dönem mi?
Kısmetinin Bağlı Olduğunu Hissetmen, Bağlı Olduğunun Delili Değildir
En yaygın yanlış inanç şu: insan kısmetinin kapalı olduğunu hissediyorsa kısmeti bağlanmıştır. Bu doğru değil. O his, bu kapıya yazan on kişinin dokuzunda vardır ve tek başına hiçbir şeyi göstermez.
Çünkü his, süreye bakar. Yirmi sekiz yaşında üç yıldır yalnız kalan bir insan da aynı ağırlığı hisseder, otuz sekiz yaşında bir yıldır bekleyen de. Hissin şiddeti, üzerindeki bir ağırlığın şiddetini değil, senin bekleyişinin uzunluğunu ölçer.
Belirti dediğimiz şey duygu değildir. Belirti bir desendir. Yani tekrar eden, yeri belli, zamanı belli bir şey. Bir kere olan şey olaydır; üç kere aynı yerde olan şey desendir. Bu yüzden „ne zamandır bekliyorsun” sorusu bana pek bir şey söylemez. „Kaç kere ve tam olarak nerede kırıldı” sorusu ise neredeyse her şeyi söyler.
Bana yazanların çoğu belirti değil, dert anlatır: „kimse kalıcı olmuyor.” Ben ise üç şey sorarım. Kaçıncı ayda bitti? Hangi aşamada bitti? Karşı taraf bir sebep söyleyebildi mi? Bu üç sorunun cevabı, aylardır taşıdığın belirsizliği çoğu vakada tek oturumda ikiye böler.
Peki bu desen neden oluşur, neden hep aynı yerde kırılır?
Ağırlık Kısmetin Tamamına Değil, Belli Bir Aşamasına Oturur
Mekanizma şu: kısmet tek bir kapı değildir. Sıralı üç eşiktir. Önce görünürsün, sonra bir gönül ısınır, en sonunda karar çıkar. Manevi bir ağırlık bu üçünü birden kapatmaz; birine oturur ve orada tutar. Hangisine oturduğu, senin yaşadığın tabloyu belirler.
Birinci eşik, görünürlük. Nazar ve haset burada iş görür. Kişi ortadadır, ehildir, kusuru yoktur; ama üzerine perde inmiş gibidir. Adı geçmez, teklif gelmez, gelen de bir yerden sonra kesilir. Aynı deseni nazarın rızkı kesmesinde de görürüz; kapı başka, mekanizma aynı.
İkinci eşik, gönül. Görüşme başlar, ilerler, hatta güzel gider. Sonra sebepsiz döner. Karşı taraf bile sebep söyleyemez: „bilmiyorum, birden içimden gelmedi.”
Üçüncü eşik, karar. Her şey yolundadır, aileler oturacaktır; tam o hafta bir hastalık, bir kaza haberi, bir kavga çıkar ve masa dağılır.
Teşhisin can damarı burada: kırılmanın hep aynı eşikte olması. Sıradan giden bir hayatta kırılmalar dağınıktır, biri tanışmada olur, biri altıncı ayda. Ağırlık varsa dağılmaz, bir yere toplanır. Üç görüşmenin üçü de tam söz kesilecekken bitiyorsa, bu artık şans değildir.
Mekanizmayı bildik. Şimdi zor kısım: bu desen her zaman manevi midir?
Üç İhtimal Vardır ve Ayırmanın Yolu Üç Soruyu Aynı Anda Sormaktır
Bana gelenlerin çoğunda sebep manevi çıkmaz. Bunu söylemek işime gelmez, ama doğrusu budur ve gelen herkese „sende bağ var” demek o insana yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Üç ihtimali baştan masaya koymadan hiçbir teşhis dürüst olmaz:
- Hayatın olağan akışı. Çevre dar, tanışma zemini yok, gurbet yılları yemiş, beklenti ile şartlar tutmuyor. Çaresi de dünyadadır.
- Kendi ürettiğin desen. Kaçınma, yaşanmamış bir ölçü, tekrar edilen bir seçim. Bu maddeyi okuyanların bir kısmı sayfayı burada kapatır; oysa üçü içinde en çabuk düzeleni budur.
- Manevi tıkanıklık. Nazar, haset, beddua ya da büyü. Gerçektir ve Allah'ın izniyle çözülür.
Ayıran sorular da üç tanedir. Kırılmanın sebebi söylenebiliyor mu? Kırılma hep aynı aşamada mı oluyor? Kırılmadan hemen önce senin bir hareketin var mı?
Bu üç sorunun neden bir arada sorulduğunu da söyleyeyim. Tek soru yanıltır. Sebebi söylenemeyen bir ayrılık tek başına ağırlığa işaret etmez; insan bazen gerçekten bilmez. Aynı aşamada kırılma da tek başına yetmez, çünkü aynı aşamada aynı hatayı tekrarlayan çok insan vardır. Ama sebep muğlaksa, aşama sabitse ve kırılmadan önce senin bir hareketin yoksa, geriye ihtimallerden yalnızca biri kalır.
Üçünün cevabı bir arada okununca tablo kendini gösterir. Tek soruyla karar verilmez, bunu özellikle söylüyorum. Şimdi üçünü teker teker açalım.
Sıradan Zor Dönemin İmzası: Sebep Bellidir ve Her Seferinde Başkadır
Bu en yaygın olanıdır ve en az konuşulanıdır. Çünkü kimse bir insana „senin derdin manevi değil, dönemsel” demeyi sevmez.
İmzası nettir. Sebep söylenebilir: mesafe, ailenin itirazı, maddi şartlar, karşı tarafın başka biriyle yola devam etmesi. Ve sebep her seferinde başkadır. Birincisi taşınma yüzünden bitmiştir, ikincisi görüş ayrılığından, üçüncüsü zaten yürümüyordur.
Süre de bilgi verir. Çalışan, otuzlu yaşlarındaki bir insan için bir buçuk iki yıl kısmetsiz geçen bir dönem sıradandır. Bunu tıkanıklık saymak için elde başka bir işaret daha olması gerekir.
Bir imza daha var: yol taşlıdır ama ileri gider. Tanışırsın, konuşursun, bir yere kadar ilerlersin. Hayatının diğer alanları da yerindedir. İşin yolunda, uykun düzgün, evinde huzur var. Her şeyin aynı anda ters gittiği tablo bu değildir; orada mesele tek bir alanda kalmaz.
Ayırt edici bir nokta daha var: sıradan dönemde tablo konuştukça hafifler. Bir yakınına anlatırsın, anlatırken sen de duyarsın, sebebi görürsün. Ağırlık varsa anlatmak rahatlatmaz. Anlattıkça daha çaresiz hissedersin, çünkü anlattığın şeyin tutarlı bir sebebi çıkmaz.
Bu tabloyu görüyorsan sana bakım değil, sabır ve dua lazımdır. Ben de gelene bunu söylerim.
Peki ya kırılmanın kaynağı senin bir hareketinse?
Kendi Ürettiğin Desenin İmzası: Kırılma Senin Bir Hareketinden Sonra Gelir
Şöyle diyeyim: insanın kendi eliyle kapattığı kapı da vardır. Aslında daha doğrusu, çoğu zaman kapatmaz; kapanmasına izin verir. İkisi aynı şey değildir ve teşhiste ayrılır.
İmzası şudur: kırılmanın hemen öncesinde senin bir hareketin vardır. Mesaj seyrekleşir, buluşma ertelenir, bir kusur aranır ve mutlaka bulunur. Sonra iş biter, geriye „yine oldu” hissi kalır.
Üç şekilde görünür. Kaçınma: iş ciddileşince içine bir daralma gelir, sen de geri çekilirsin. Yaşanmamış ölçü: kâğıt üzerinde kimsenin geçemeyeceği bir liste vardır, çünkü liste geçilirse risk başlar. Tekrar eden seçim: hep aynı tipe meyledersin, sonuç da hep aynı çıkar.
Ama bunu bir suçlama gibi okuma. Çoğu vakada bu desen bir yaradan gelir: bir terk ediliş, bir aldatılma, çocukken evde görülmüş bir örnek. Şunu da söyleyeyim, manevi ağırlık bu deseni başlatmaz; ama üzerine binerse azdırır, ikisi bir arada da bulunur. Aynı döngünün ilişki içindeki hâlini ilk heyecan geçince biten ilişkiler yazısında ayrıca anlattım.
Sayarken dürüst ol. Son üç girişimini bir kâğıda yaz, her birinin yanına kırılmadan önceki iki haftayı yaz. Desen varsa orada görünür.
Ayıran soru tek: kırılmadan önce ipi bırakan sen misin, karşı taraf mı? Cevabını en iyi sen bilirsin.
Manevi Tıkanıklığın İmzası: Aynı Aşama, Muğlak Sebep, Yanında Yürüyen Belirtiler
Üçüncü ihtimalin tablosu öncekilerin ikisine de benzemez.
Birinci işaret, sebebin muğlak olması. Karşı taraf „bilmiyorum, birden soğudum” der ve gerçekten bilmiyordur. İkincisi, aşamanın sabit olması: üç girişimin üçü de aynı yerde, tam söz aşamasında bozulur.
Üçüncüsü ve en çok atlananı şudur: ağırlık kısmette yalnız kalmaz. Yanında başka şeyler yürür. Gece ve yalnız kalınca artan huzursuzluk, sürekli karabasan, kısmet konuşulduğunda üzerine çöken ani uyku hâli, evden çıkarken sebepsiz daralma, ev halkının birden gerilmesi. Bunları büyü belirtileri ve üzerimde büyü var mı yazılarında tek tek saydım.
Bir de zamanlama işareti var; bizim insanımız bunu iyi bilir. Her şey belirli bir olaydan sonra değişmiştir. Görünen bir mutluluk, dolaşan bir fotoğraf, duyulan bir nişan haberi. Görünürlük hasedin kapısını açar, çoğu vakada tıkanma tam oradan sonra başlar.
Şunu net söyleyeyim: içinden bir isim geçiyor olabilir, sakın kimseyi suçlama. Bu hem o insanı yakar hem seni yıpratır. Kimin ne yaptığına bakmak senin değil, benim işim. Nikâhı kıyılmış bir evlilik soğumuşsa tablo bambaşkadır, onu ayrılık büyüsü belirtilerinde yazdım.
Az konuşulan bir işaret daha var: kısmetin konuşulduğu ortamda gelen ani kaçış isteği. Söz aile arasında açılınca insanın canı sıkılır, kalkıp gitmek ister, sonra da neden öyle davrandığını kendine izah edemez. Tek başına bir şey göstermez, ama yukarıdakilerin yanında dururken anlamlıdır.
Üç işaret bir aradaysa tablo bakılmayı hak eder. Tek başına duran bir işaret hâlâ hiçbir şey söylemez.
Tahmin Etme, Baktır: Bu Arada Ne Okuyabilirsin?
Buraya kadar okuduysan elinde artık üç ihtimal ve onları ayıran üç soru var. Bir sonraki adım tahmin etmek değil.
Danışsan da danışmasan da işine yarasın; Kur'an'dan okumak için kimseye muhtaç değilsin. Nazar endişesi için Kalem Sûresi 51–52 okunur. Büyüden korunmak için Âyetel Kürsî ile Felak ve Nâs sûreleri asırlardır bilinen kalkandır. Üzerine çöken hüzün için Cin ve Rahmân sûreleri vardır. Kısmet de bir rızıktır; bereket niyetiyle Vâkıa Sûresi'ni âdet edinenler çoktur. Abdestli, acele etmeden, niyet ederek oku; sonra kendi dilinle dua et.
Dikkat et: sana sayı, gece, düğüm ya da nesne verilmedi. Verilmemiş olması tesadüf değildir. İp düğümleten, kilit açtırıp kapattıran, saç ya da tırnak isteyen, bir yere bir şey gömdüren kim varsa kısmet açmıyordur, büyü yapıyordur. Kime gidersen git, gerçek hoca nasıl anlaşılır işaretlerine bak.
Bağlama bu kapıda yoktur, hiçbir başlık altında. Bir insanın iradesini bükmek haramdır: „Büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır” (Bakara, 102). Benim yaptığım iş, senin önündeki tıkanıklığa bakmaktır.
Uzun süren bir kapalılık insanı yıpratır; uyku ve moral ilk bozulanlardır. Depresyon ve anksiyete gerçek tıbbi durumlardır. İlacını ve terapini asla bıraktırmam, onların yanında yürürüm, asla yerine değil. Hâlin ağırsa önce doktoruna git.
Ben önce bakarım. Adını ve annenin adını alırım, tabloya bakarım; bunu yalnız yapmam, bana hizmet eden hüddamlarım vardır. Ne çıkarsa onu söylerim, yoksa „yok” derim. Uzaktan da olur, yazdıkların mahrem kalır. Tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir. Tıkanıklık çıkarsa yolun devamını kısmet nasıl açılır yazısında anlattım. Garanti veren doğru söylemez, netice Allah'tandır. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısmetimin bağlı olduğunu nasıl anlarım?
His ile değil, desenle anlaşılır. Üç soruya bak: sebep söylenebiliyor mu, kırılma hep aynı aşamada mı oluyor, kırılmadan önce senin bir hareketin var mı? Sebep her seferinde başkaysa mesele çoğu zaman dünyevidir. Sebep muğlak, aşama sabit ve yanında karabasan gibi işaretler varsa tablo bakılmayı hak eder. Kesin ayrımı bakım koyar.
Kısmet bağlanması belirtileri nelerdir?
En ayırt edici olanı, görüşmelerin hep aynı aşamada ve sebebi söylenemeyen bir soğuklukla bozulmasıdır. Yanında sık görülenler: gece ve yalnız kalınca artan huzursuzluk, sürekli karabasan, kısmet konuşulunca çöken ani ağırlık ve uyku hâli, evden çıkarken sebepsiz daralma. Tek bir belirti hiçbir şey göstermez; üçü dördü bir aradaysa bakılmalıdır.
Kısmetimi biri bağlamış olabilir mi?
Büyü gerçektir ve kısmetin önünü kapatmak niyetiyle de yapılabilir. Ama sen sakın kimseyi suçlama; içinden geçen isim seni yıpratır, o insana da haksızlık olur. Kaynağa bakmak benim işimdir. Biz kimseyi bağlamayız, bağlama bu kapıda hiçbir başlık altında yoktur; yalnızca önündeki tıkanıklığa bakar, varsa Kur'an ve dua ile çözeriz.
Kaç yıl kısmetsiz kalınca şüphelenmek gerekir?
Süre tek başına ölçü değildir. Çalışan bir insan için bir buçuk iki yıllık bir durgunluk sıradandır. Şüphe süreden değil tekrardan doğar: üç ayrı girişim de aynı aşamada, muğlak bir sebeple bitiyorsa süre ne olursa olsun bakılmayı hak eder. Emin değilsen tahmin etme, yaz, birlikte bakalım.