Kısmet Neden Kapanır? Sebep Dörttür ve Hepsi Büyü Değildir
Kısmeti Kapatan Şeylerin Çoğu Büyü Değildir
Önce ne demeyeceğimi söyleyeyim. Bu yazı sana „kısmetin büyüyle kapandı” demeyecek. O cümle bu ilmin en çok satılan cümlesidir ve bana yazanların çoğunda doğru çıkmaz.
Herkese aynı sebebi söylemek teşhis değildir. Teşhis ayırmaktır. Bir insanın kısmetinin önü kesildiğinde bunun kaynağı dört ayrı yerde olabilir ve dördü birbirinin yerine geçmez. Yanlış kaynağa çalışan bir el, doğru kaynağı olduğu yerde bırakır.
Bana yazanların çoğu tek bir cümle bekler: „bende ne var?” Oysa asıl fark yaratan soru şudur: bu kapıyı kapatan el nereden geldi? Cevap dışarıdan da gelir, birinin niyetinden de, insanın kendi geçmişinden de; bir de hiç kimseden gelmez, yalnızca vakit henüz dolmamıştır.
Sebep bilinmeden yapılan iş, karanlıkta atılan taştır.
Şunu da baştan söyleyeyim: biz bağlama yapmayız. Yapılmış bir bağı Allah'ın izniyle bozarız, ama kimseyi kimseye bağlamayız. Bu kapıda o iş hiçbir başlık altında yoktur.
Belirtilerin neye benzediğini kısmet bağlanması belirtileri yazısında tek tek saydım. Burada belirtiye değil sebebe bakıyoruz, ve ikisi ayrı iştir.
Kısmeti Ne Kapatır? Kaynak Dörttür ve Dördü Birbirine Benzemez
Kısmet tek bir sebeple kapanmaz. Kaynağı dört yerde ararım, çünkü dördünün geldiği yön farklıdır.
- Dışarıdan gelen göz. Nazar ve haset. Kimse bir düzen kurmamıştır; bakılmıştır, kıskanılmıştır, ağırlık oradan oturmuştur.
- Kasten yapılan iş. Bağlama ya da kısmet kapama büyüsü. Bir niyet, bir el ve bir tarih vardır.
- İçeriden gelen alışkanlık. Korku, kaçınma, tekrar eden seçim. Bu katman manevi değildir ve manevi muamele görürse yıllar kaybolur.
- Henüz gelmemiş vakit. Nasip Allah'ın elindedir. Bu bir arıza değildir; sabır ister, çalışma değil.
Bu dördü aynı tabloyu üretir. İnsan yalnız kalır, girişimler yürümez, içine bir daralma oturur. Ama aynı görüntü aynı sebep demek değildir. Ateş de üşütür, korku da titretir; ikisini titremeye bakarak ayıramazsın.
Ayıran şey görüntü değil, kaynağın davranışıdır. Nazar yayılır, büyü hedefine sadıktır, kendi desenin senin hareketini bekler, nasip ise hiçbir işaret vermez. Aynı ayrımı nazarın rızkı kesmesi tarafında da yaparız.
Bu dörtlü ayrımı yapmayan bir yer, gelen herkese aynı şeyi söylemek zorunda kalır. Kolay olan da odur. Zor olan, bir insana „senin derdin manevi değil” diyebilmektir; o cümle satmaz ama doğrudur ve insanın yıllarını kurtarır.
Nazar Hedef Gözetmez, Haset Gözetir
Bu ikisi aynı torbaya atılır, oysa mekanizmaları ayrıdır.
Nazar niyet istemez. Seni seven bir göz de değdirir. Bir düğün fotoğrafı, bir nişan haberi, „artık sıra sende” denen bir akşam. Görünürlük olan yerde nazar olur, ve nazarın vurduğu şey kişinin kendisi değil, üzerindeki berekettir. Kısmet de bir rızıktır; bereket kesilince ilk kesilen yerlerden biridir.
Haset ise niyet ister. Hasette bir kalp vardır ve o kalp senin kaybını ister. Nazar geçici bir değmedir, haset süreklidir; birincisi bir anda olur, ikincisi seni yıllarca izler.
Ayırt edici bir işaret var: nazar tek bir alanda kalmaz. Kısmetin kapanırken işin de ağırlaşır, sağlığın da bozulur, evde huzur da azalır. Her şeyin aynı anda ters gitmesi daha çok bu kaynağın imzasıdır. Belirti tarafını nazar belirtileri ve ilişkide nazar belirtileri yazılarında ayırdım.
Pratikte fark şurada işe yarar: nazar için yapılan iş kısadır ve tekrar edilir; hasette ise kaynak duruyorsa aynı ağırlık geri gelir. Aynı tabloya iki farklı sabır gerekir.
Bir noktayı da geçmeyeyim: haset uzaktan da işler. Gurbetteki bir insanın memleketinden gelen ağırlığı, aynı sofrada oturmuş kadar yakındır.
Yapılmış Bir Bağın İmzası Tarihlidir
Büyü gerçektir ve kısmetin önünü kapatmak niyetiyle de yapılır. Ama nazardan ayrılır, çünkü yapılmış bir işin başlangıcı vardır.
Ayırdığım işaretler şunlar:
- Tarih. Her şeyin değiştiği bir ay, bir olay, bir düğün vardır. İnsan çoğu zaman bunu kendisi söyler.
- Darlık. Nazar yayılır, yapılmış iş hedefine sadık kalır. Yalnız kısmet kapanır; işin, sağlığın yerindedir.
- Sebepsiz dönüş. Karşı taraf soğur ve nedenini kendisi de bilmez. „Bilmiyorum, birden içimden gelmedi” cümlesi bu kapının en tanıdık cümlesidir.
- Ev tarafından gelen gerilim. Bazı vakalarda ağırlık yalnız kişide durmaz, kısmet konuşulan evin havası da değişir; sofrada sebepsiz kavgalar çıkar, konu her açıldığında bir aksilik araya girer. Bu sonuncusu her vakada olmaz, ama olduğunda tablo hızlı netleşir.
Kaynağa bakmak benim işim, senin işin değil. İçinden bir isim geçiyorsa sakın onu suçlama. Üzerimde büyü var mı ve büyü belirtileri yazıları bu tarafı açar. Nikâhlı bir evlilikte soğuma varsa tablo başkadır; onu ayrılık büyüsü belirtileri ve celb-i muhabbet ve barıştırma yazılarında ayırdım, orada da kimse kimseye bağlanmaz.
Bağı bozarız, bağ kurmayız. „Büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır” (Bakara, 102).
Ya Kapıyı Kapatan Kendi Korkunsa?
Üçüncü kaynak manevi değildir ve bunu söylemek işime gelmez.
İnsan kendi kapısını çoğu zaman kapatmaz; kapanmasına izin verir. İş ciddileşince içine bir daralma gelir, mesaj seyrekleşir, bir kusur aranır ve mutlaka bulunur. Kırılmadan önceki iki haftaya bakınca orada senin bir hareketin durur.
Bu bir suçlama değil. Çoğu vakada bu desen bir yaradan gelir: bir terk ediliş, bir aldatılma, çocukken evde görülmüş bir örnek. Manevi bir ağırlık bu deseni başlatmaz, ama üstüne binerse azdırır; ikisi bir arada da bulunur.
Bu katmanın ayırt edici yanı zamanlamadır. Nazarda ve büyüde kırılma sana rağmen gelir; burada kırılma senin bir hareketinin arkasından gelir. Sıralamaya bakmak, tabloyu çoğu vakada tek başına ikiye böler. İyi haber de şu: dört kaynak içinde en çabuk düzeleni budur.
Burada dürüst olmam gereken bir yer daha var. Depresyon ve anksiyete insanı sosyal hayattan gerçekten çeker ve dışarıdan bu, kapalı kısmete birebir benzer. Evden çıkmak istemezsin, davete gitmezsin, gelen ilgiyi fark etmezsin. Bu tıbbın alanıdır. İlacını ve terapini asla bıraktırmam, geciktirmeni de istemem; ben onların yanında yürürüm, yerine değil. Hâlin ağırsa önce doktoruna git.
Dördüncüsü Senin Kusurun Değil: Nasip ve Vakit
Dördüncü kaynak bir arıza değildir. Nasip Allah'ın elindedir ve vaktinden önce gelmez. Gecikme, sende bir eksiklik olduğunun delili değildir; kimse onu zorlayamaz, ben de zorlayamam.
Bu kaynağın tanınacak bir imzası yoktur, en zor tarafı budur. Hayat yürür, iş yürür, sağlık yerindedir, huzursuzluk yoktur; yalnızca kapı henüz açılmamıştır. Belirli bir kişi için „hayırlı mı” sorusunun yolu ise istiharedir; karar her zaman senindir.
Şunu açık söyleyeyim: dördünü buradan, bir yazının içinden kesin olarak ayırmam mümkün değil. Ben bakarım. Adını ve annenin adını alırım, tabloya bakarım; bunu yalnız yapmam, bana hizmet eden hüddamlarım vardır. Ne çıkarsa onu söylerim, bir şey yoksa „yok” derim. Uzaktan da olur, yazdıkların mahrem kalır. Tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir.
Nazar endişesi için Felak ve Nâs sûrelerini okumak zaten herkesin hakkıdır, bunun için kimseye muhtaç değilsin. Sana sayı, gece ya da düğüm veren varsa kısmet açmıyordur; kime gidersen git, gerçek hocanın işaretlerine bak.
Tıkanıklık çıkarsa yolun devamını kısmet nasıl açılır yazısında anlattım. Garanti veren doğru söylemez, netice Allah'tandır. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısmet neden kapanır?
Tek bir sebebi yoktur, dört ayrı kaynağı vardır. Üzerine oturan bir nazar ya da haset, kasten yapılmış bir bağ, insanın kendi korkusu ve kaçınması, bir de henüz gelmemiş olan nasip vakti. Dördü de aynı görüntüyü üretir: yalnızlık, yürümeyen girişimler, içe oturan daralma. Ama sebepleri ayrıdır ve yanlış kaynağa çalışmak doğru kaynağı olduğu yerde bırakır.
Kısmetim neden açılmıyor, sebebi manevi mi dünyevi mi?
Çoğu vakada dünyevidir ve bunu söylemek bizim işimize gelmez. Çevre dardır, tanışma zemini yoktur, şartlar ile beklenti tutmaz. Manevi kaynağın ayırt edici yanı şudur: kırılmanın sebebi muğlaktır, hep aynı yerde olur ve kırılmadan önce senin bir hareketin yoktur. Bu üçü bir aradaysa tablo bakılmayı hak eder. Tahminle karar verilmez; emin değilsen yaz, birlikte bakalım.
Nazar ile haset arasındaki fark ne, ikisi de kısmeti kapatır mı?
İkisi de kapatır, ama aynı yoldan değil. Nazar niyet istemez; seni seven bir göz de değdirir ve görünürlük olan yerde olur. Haset ise niyet ister, arkasında senin kaybını isteyen bir kalp vardır. Nazar bir anlık değmedir, haset süreklidir ve kaynak duruyorsa ağırlık geri gelir. Haset uzaktan da işler, gurbette de bulur.
Kısmet kapama büyüsü diye bir şey var mı?
Büyü gerçektir ve kısmetin önünü kapatmak niyetiyle de yapılır. Nazardan ayrılan yanı imzasıdır: yapılmış bir işin bir tarihi olur, her şeyin değiştiği bir ay ya da bir olay vardır. Nazar hayatın her alanına yayılırken yapılmış iş hedefine sadık kalır, yalnız kısmet kapanır. Biz o bağı Allah'ın izniyle bozarız, asla kurmayız.
Kısmetimi kimin kapattığını söyleyebilir misin?
Kaynağa bakmak benim işimdir, ama sen sakın kimseyi suçlama. İçinden geçen isim hem o insana haksızlık olur hem seni yıpratır, üstelik çoğu vakada tahmin edilen kişi çıkmaz. Bakım kaynağın cinsini gösterir: nazar mı, haset mi, yapılmış bir iş mi, yoksa mesele tamamen dünyevi mi. Ne çıkarsa onu söylerim, yoksa „yok” derim.
Kısmetim kapalıysa bu benim kusurum mu?
Hayır. Dört kaynaktan yalnız biri seninle ilgilidir, o da bir kusur değil bir desendir: korku, kaçınma, tekrar eden seçim. Çoğu vakada bu desen eski bir yaradan gelir, bir terk edilişten ya da çocukken evde görülmüş bir örnekten. Diğer üçü senin elinde değildir. Nasip vaktinden önce gelmez ve gecikme sende bir eksiklik olduğunu göstermez.
Nasip vakti gelmediyse hiçbir şey yapılamaz mı?
Vakti kimse öne çekemez, ben de çekemem; bunu açık söylüyorum. Yapılabilecek olan, kapının önünde duran bir ağırlık varsa onu kaldırmaktır. Vaktin gelmemesi ile önünün kesilmesi ayrı hâllerdir ve karıştırılınca insan yıllarca yanlış yerde arar. Sabır ile teşhis birbirinin rakibi değildir; hangisinin gerektiğini bakım gösterir. İlk iş, vaktin mi dolmadığını yoksa önünde duran bir ağırlık mı olduğunu ayırmaktır. Netice Allah'tandır.
Kısmet açmak için bağlama yapılır mı?
Bizde yapılmaz, hiçbir başlık altında. Bir insanın iradesini bükmek haramdır: „Büyü yapan da yaptıran da hüsrandadır” (Bakara, 102). Yaptığımız iş, kısmetinin önündeki tıkanıklığa bakmak ve varsa onu Kur'an ve dua ile kaldırmaktır. Nikâhlı bir evlilikte soğuma varsa yol muhabbet ve barıştırmadır; orada da kimse kimseye bağlanmaz. Karar her zaman senindir.