Nazar Kalbe Vurur mu? Çarpıntı ve Göğüs Daralması
Göğsünü Tutup Gelenlerin Anlattığı Sahne Neredeyse Hep Aynı
Bu şikâyetle gelenlerin anlattığı sahne neredeyse hep aynı yerden başlıyor. Gün bitmiştir, ev sessizleşmiştir, kişi yatağa uzanmıştır. Tam o anda kalp hızlanır, göğsün ortasına bir taş oturur, nefes tam dolmaz. Yarım saat sonra geçer. Sabah kalkıldığında ortada hiçbir şey yoktur.
İkinci cümle de hemen her vakada benzer: “Doktora gittim, bir şey çıkmadı.” Üçüncüsü şudur: “Bu bir kalabalıktan sonra başladı.”
Bir de adı konmamış bir hâl var, çoğu kişi onu şöyle tarif ediyor: “İçime bir sıkıntı çöktü.” Ağrı değil, korku da değil. Göğsün ortasında oturan, sebebi gösterilemeyen bir daralma. İnsan onu anlatmaya kalkınca cümlesi yarım kalıyor. Çoğu da anlatmaktan vazgeçiyor.
Ben bu üç cümleyi teşhis gibi sunmuyorum. Aynı üç cümleyi kaygı bozukluğu olan biri de kurar, tiroidi hızlanmış biri de kurar, kansızlığı olan biri de. Anlattığın şeyin gerçek olması, sebebinin manevi olduğu anlamına gelmiyor.
Burada yalnızca göğüs tarafına bakıyorum: kalp, nefes, diyafram. Nazarın bedende tuttuğu diğer bölgeleri nazarın bedende nereye vurduğu yazısında tek tek ayırdım. Göğsü ayrıca yazmamın sebebi şu: bu bölgede yanılmanın bedeli diğerlerinden ağır.
Çarpıntı ve Göğüs Sıkışmasında İlk Adres Kardiyolojidir
Sıralamayı en başa koyuyorum, çünkü bu yazının en önemli cümlesi burada duruyor: göğüs şikâyeti önce hekime gider. Manevi yorum bu adımın öncesinde değil, sonrasında konuşulur.
Çarpıntı ve göğüs sıkışmasında hekimin baktığı liste bellidir: EKG, gerekirse 24 saatlik Holter ritim kaydı, tiroid fonksiyon testi, tam kan sayımıyla kansızlık taraması, tansiyon ölçümü. Bu kalemlerin her biri, ortada hiçbir manevi sebep olmadan tek başına çarpıntı yapar. Tiroidi hızlanmış bir insanın kalbi de geceleri küt küt atar; demiri düşük olan biri de merdivende nefesini bulamaz.
Aşağıdakilerden biri varsa manevi bir yorum aramadan doğrudan acile git ya da 112'yi ara:
- Göğüs ağrısı kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılıyorsa.
- Soğuk terleme, bulantı ve renk solması eşlik ediyorsa.
- Bayılma ya da bayılacak gibi olma varsa.
- Nefes darlığı dinlenirken de geçmiyorsa ya da sırtüstü yatınca artıyorsa.
- Çarpıntı dakikalarca sürüyor, düzensiz atıyor ve kendi kendine durmuyorsa. Şunu da eklemek gerekiyor: kadınlarda kalp krizi klasik göğüs ağrısı yerine bulantı, çene ya da sırt ağrısı ve açıklanamayan derin bir yorgunluk şeklinde çıkabiliyor, ve bu tablo en çok atlanan tablodur.
Bunu bir formalite cümlesi olarak yazmıyorum. Bu sayfaya girenlerin bir kısmı doktora gitmemek için bahane arıyor. Ben o bahaneyi vermem. Göğüs bölgesinde “önce bir okutayım, olmazsa doktora giderim” diyen kişi kendi aleyhine kumar oynuyor. Bu sıra tersine çevrilemez.
Kalp ilacı kullanıyorsan bırakma, dozunu kendi kendine değiştirme, kontrol randevunu erteleme. Burada iki ayrı şey konuşuyoruz ve ikisi aynı anda doğru olabilir. Manevi bakım hekimin çalışmasının yanında yürür, yerine geçmez.
“Kalbinde Bir Şey Yok” Cümlesi Bir Son Değil, Bir Eşiktir
Tetkikler temiz çıktı, ilaç verilmedi, kişi eve gönderildi. Ama sıkışma yerinde duruyor.
Doktorun yanılmış değil. EKG kalbin elektriğine bakar, Holter ritmi bir gün boyunca kaydeder, kan tahlili tiroide ve demire bakar. Bunların hepsi kendi katmanında doğru çalışır, ve o katmanda bir şey bulunamadıysa gerçekten bulunamamıştır. Bu, şikâyetinin gerçek olmadığı anlamına gelmez; yalnızca aranan yerde olmadığı anlamına gelir.
Bu cümleyi duyan insanlar ikiye ayrılıyor. Bir kısmı rahatlıyor ve şikâyet gerçekten geçiyor; onlarda mesele zaten korkunun kendisiydi. Bir kısmı rahatlamıyor, çünkü beden aynı şeyi yapmaya devam ediyor. İkinci gruptasın diye hasta olduğun anlamına gelmez, ama cevabın başka bir yerde olduğu anlamına gelir.
Şimdi sana bir soru soracağım, cevabını bana değil kendine ver: bu sıkışma günün hangi saatinde geliyor? Öğlen, işin en yoğun anında mı, yoksa kapı kapanıp ev sessizleştikten sonra mı?
Bizim baktığımız tabloda cevap neredeyse hiç “öğlen” olmuyor.
Nazar Kalbin Ritmini Değil, Bedenin Dengesini Bozar
Şöyle diyeyim: nazar kalbe bir hastalık yerleştirmez. Aslında daha doğrusu, “kalbe vurur” cümlesi bile tam oturmuyor; vurduğu yer bir organ değil, o organı taşıyan dengedir.
Zincir şöyle işliyor. Nazarın bıraktığı ağırlık önce uykuyu bozar. Uyku bozulunca beden gün boyu alarmda kalır, ense ve omuz hattı kasılı durur, nefes yüzeyselleşir. Yüzeysel nefes diyaframı yeterince açmaz, göğüs kafesi tam genişlemez, kişi “nefesim dolmuyor” der ve daha sık, daha kısa nefes almaya başlar. Kalp bu tabloya kendi hızını artırarak cevap verir.
Göğsün ortasındaki o baskı hissi de buradan geliyor. Kişi eliyle gösterdiğinde neredeyse hep aynı noktayı işaret ediyor: göğüs kemiğinin alt ucu, yani diyaframın tutunduğu yer. Kalbin durduğu yer orası değil, kalp biraz daha solda ve yukarıda. Küçük bir ayrıntı gibi duruyor, ama “kalbim” diye tarif edilen şeyin çoğu vakada kalp olmadığını gösteriyor.
Yani hissettiğin çarpıntı uydurma değil, gerçekten oluyor. Ama başlangıç noktası kalbin kendisi değil. Kalbe bakan tetkiklerin temiz çıkıp şikâyetin yerinde durmasının sebebi de bu.
Bu zincirin uyku ucunu nazar ve uykusuzluk yazısında ayrıntısıyla açtım.
Panik Atak Ayrı Bir Şeydir, Nazar Ayrı; İkisi de Gerçek Olabilir
Bu tabloyu anlatan insanların çoğuna daha önce “panik atak” denmiştir. Bir kısmına da haklı olarak denmiştir.
Panik atak uydurma bir şey değil, tanımlı bir tıbbi durumdur ve tedavisi vardır. Seyri de bellidir: birkaç dakika içinde tepe yapar, çoğunlukla yirmi otuz dakikada geçer, yanında ölüm korkusu ile elde ve ayakta uyuşma olur. Bunu yaşayan birinin gideceği yer psikiyatri ya da psikoterapidir, benim kapım değil.
Nazar iddiası bunun yerine geçen bir iddia değil, başka bir katmandan konuşan bir iddiadır. Bir insanda panik atak tanısı da olabilir, üzerinde ağırlık da olabilir. Biri diğerini iptal etmiyor.
Aradaki farkı en iyi gösteren şey şu: panik atakta kişinin aklından geçen düşünce atağı besler, korku kendi kendini büyütür. Bizim önümüze gelen tarifte ise kişi çoğu zaman sakindir, hatta uykuya dalmak üzeredir; korku sonradan gelir, daralmayla birlikte başlamaz. Bunu bir ölçü olarak vermiyorum, yalnızca sık tekrar eden bir gözlem.
İlaç ya da terapi görüyorsan bunu asla bırakma. Bırakmanı isteyen birine rastlarsan, o kişi doğru söylemiyordur. Kaygının bu tabloda tam olarak nereye oturduğunu nazar ve kaygı yazısında ayrı ayrı yazdım.
Göğsü Mideden, Baştan ve Sırttan Ayıran Üç İşaret
Bedenin farklı yerlerinden gelen şikâyetler aynı şey gibi anlatılır, oysa desenleri ayrılır. Göğüs tarafını ayıran üç işaret var.
Birincisi zamanlama. Mide şikâyeti yemekle ilişkilidir; yedikten sonra ya da uzun süre aç kalınca artar. Göğüs sıkışması yemeği takip etmez, sessizliği takip eder. Yatağa girildiği anda, ev susunca, yalnız kalınca gelir.
İkincisi tetikleyici. Baş ağrısında tetikleyici çoğu zaman ekran, uykusuzluk ya da açlıktır. Göğüs tarafında anlatılan tetikleyici ise hemen her vakada bir insan temasıdır: bir düğün, bir taziye, ilk kez paylaşılan bir müjde, uzun aradan sonra karşılaşılan biri. Sıkışma çoğu zaman dönüş yolunda ya da eve girer girmez başlar.
Üçüncüsü yalnız gelip gelmediği. Sırt ve bel ağrısı genelde bir bölgede durur, orada kalır. Göğüs şikâyeti tek başına gelmez; uyku, iştah ve ruh hâli aynı hafta içinde birlikte bozulur. Bir kişi göğsündeki daralmayı anlatırken üç dört gündür uyuyamadığını da anlatıyorsa, orada bakılacak bir desen var demektir.
Mide tarafını nazarın mide ve sindirime vurması, baş tarafını ise nazar baş ağrısı yapar mı yazısında bölge bölge ayırdım.
Hekim Tarafı Bittiyse Sıra Tahmin Etmekte Değil, Bakımdadır
Kardiyolojin temiz, tiroidin temiz, kan değerlerin yerinde, tedaviye de uydun. Sıkışma hâlâ akşamları geliyor.
Bu noktada yapılabilecek en kötü şey kendine teşhis koymaktır. Korkuyla konan teşhis insanı yıllarca yanlış kapıda bekletir.
Bakımda ne oluyor? Adını ve annenin adını alırım, durumuna bakarım. Nazar mı, haset mi, başka bir şey mi, yoksa hiçbir şey mi. Ne varsa onu söylerim; yoksa “yok” derim, iş doktorunsa doktora yönlendiririm. Nazarsa o ağırlığa yalnızca Kur'an ve dua ile, Allah'ın izniyle bakılır.
Danışsan da danışmasan da kapımızdaki terkipler açıktır: nazar için Kalem sûresinin 51 ve 52. âyetleri, günlük korunma için Âyetel Kürsî (Bakara 255) ile Felak ve Nâs sûreleri. Bunları okumak senin hakkın. Şifayı veren Allah'tır; bu âyetler O'ndan istemek içindir, benim göğsündeki daralma hakkında verdiğim bir söz değil.
Ücrette sürpriz yok: tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir. Garanti veren yanlış söyler, netice Allah'tandır. Şikâyetin küçük görünüyor ya da anlatınca gülünür diye çekinme. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Nazar kalp çarpıntısı yapar mı?
Çarpıntı bu tabloda sık anlatılan bir şikâyettir, ama çarpıntının kendisi nazarın kanıtı değildir. Tiroid, kansızlık, tansiyon ve ritim bozuklukları tek başlarına çarpıntı yapar ve bunlar önce elenir: EKG, gerekirse 24 saatlik Holter, tiroid testi, tam kan sayımı. Tetkikler temiz çıkıyor, çarpıntı akşam ve yalnızlıkta geri geliyor, yanında uyku da bozulduysa manevi tabloya bakmanın sırası gelmiştir.
EKG'm ve tetkiklerim temiz çıktı ama göğsümde sıkışma var. Bu ne demek?
Sık karşılaşılan bir durumdur ve şikâyetinin gerçek olmadığı anlamına gelmez. EKG kalbin elektriğine bakar, Holter ritmi kaydeder, kan tahlili tiroid ve demir tarafını gösterir. Bunlar kendi katmanlarında doğru çalışır; bir şey bulunamadıysa o katmanda gerçekten yoktur. Reflü, kaygı ve kas iskelet kaynaklı göğüs ağrısı da bu tetkiklerde çıkmaz, önce onlar konuşulur. Bu basamaklar da bittiyse tabloya birlikte bakarız.
Nazar nefes darlığı yapar mı?
Anlatılan tabloda nefesin tam dolmaması sık geçer. Mekanizması kalpten değil, dengeden geliyor: uyku bozulur, beden alarmda kalır, ense ve omuz kasılır, nefes yüzeyselleşir ve diyafram tam açılmaz. Ama nefes darlığının astım, kansızlık, akciğer ve kalp yetmezliği gibi ciddi sebepleri var. Dinlenirken de geçmeyen ya da yatınca artan nefes darlığında vakit kaybetmeden hekime git.
Bu panik atak mı, nazar mı? Nasıl ayırt ederim?
Bu ayrımı uzaktan bir yazıyla kesin yapmak mümkün değil, hekim tarafı önce çalışır. Panik atak tanımlı bir tıbbi durumdur: birkaç dakikada tepe yapar, çoğunlukla yirmi otuz dakikada geçer, ölüm korkusu ve uyuşma eşlik eder. Nazar iddiası bunun yerine geçmez, başka bir katmandan konuşur. Bir insanda ikisi birden olabilir; biri diğerini iptal etmez. Tanın varsa tedavini bırakma.
Kalp ilacı kullanıyorum, bakım sırasında bırakmalı mıyım?
Hayır. İlacını bırakma, dozunu kendi kendine değiştirme, kontrol randevunu erteleme. Bunu senden isteyen biri olursa doğru söylemiyordur. Manevi bakım hekimin çalışmasının yerine geçmez, yanında yürür. İlaçla ilgili her karar seni takip eden doktorundur.
Çarpıntım hep geceleri geliyor, bunun bir anlamı var mı?
Bir bilgidir, ama tek başına hüküm değildir. Gece ve yalnızlık, gündüzün örttüğü şeyi açığa çıkarır; dikkatini tutacak bir şey kalmayınca alttaki ağırlık daha yüksek sesle konuşur. Yine de gece çarpıntısının uyku apnesi, tiroid ve ritim bozukluğu gibi tıbbi sebepleri de var, bunlar önce elenir. Sonrası bakımda konuşulur.