Nazar Mideye Vurur mu?
Vurur, ve İlk Haber Veren Genelde Mide Olur
Vurur, ve çoğu vakada ilk haber veren yer midedir. Nazarın bıraktığı ağırlık kendini dramatik bir işaretle değil, sebebi bulunamayan bir şişkinlikle, gelip giden bir bulantıyla ve kesilen bir iştahla gösterir. Bunu söylerken sıranın önüne geçmiyorum: aşağıdaki ikinci başlıkta neyin önce elenmesi gerektiğini yazdım, ve o sıra hiç değişmez.
Bunu aslında dilimiz benden önce söylemiş. "Midesine oturdu" deriz, "içine dert oldu" deriz, "içi sıkıldı" deriz. Üçü de mideyi bir duygu organı gibi anar. Üzerine gelen bir ağırlığı, adı konmamış bir gerginliği beden çoğu zaman biz daha aklımızla anlamadan orada duyar.
Sitedeki ücretsiz ön bakım listesinde 31 belirti var ve karın ağrısı, bel ve ense ağrısıyla aynı satırda, bunlardan biri. O maddeyi listeye koyduran şey bir kitap değil, on yılı aşkın süredir aynı tarifle yazan insanların sayısıdır. Yani mide, bu işin kenarında duran bir ayrıntı değil; çoğu tablonun açılış cümlesi.
Süren Mide Şikâyeti Önce Gastroenteroloğa Gider
Şunu en başa yazıyorum, çünkü bu yazının en önemli cümlesi burada. Süren bir mide, karın ya da sindirim şikâyetinde ilk adım hekimdir. İstisnası yok.
Bu belirtilerin yaygın, bilinen ve büyük kısmı tedavi edilebilir tıbbi karşılıkları var: gastrit, reflü, mide ülseri, Helicobacter pylori enfeksiyonu, çölyak hastalığı, huzursuz bağırsak sendromu, safra kesesi taşı ve laktoz gibi gıda intoleransları. Bunlar muayene, kan tahlili, gerektiğinde ultrason ya da endoskopi ile ayrılır, ve çoğu birkaç hafta içinde netleşir. Hangisi olduğuna ben karar vermem; doktor karar verir. Şikâyet mideden çok bağırsakta, ishal olarak geliyorsa ölçü biraz değişir; onu nazarın ishalle ilişkisi yazısında ayrıca ele aldım.
Şu dördünden biri varsa bu yazıyı okumayı bırak ve bugün doktora git: istemeden verilen kilo, kanlı kusma, siyah renkli dışkı, yutma güçlüğü. Bunlar beklemez. Manevi tarafı sonra konuşuruz. Tedavini de kimse bıraktırmaz; ben kimsenin ilacını kestirmem, azaltmasını ya da ertelemesini söylemem.
Bu sıra bir taviz değil, seni koruyan şeydir. Tedavi edilebilir bir mide sorununu bekletip manevi bakıma koşmak, gerçek bir hastalığa aylar kazandırır. Zaten gerçek hocayı sahtesinden ayıran işaretlerden biri de budur: doktorun işini doktora gönderir.
Nazar Mideye Doğrudan Değil, Taşıdığın Ağırlık Üzerinden Ulaşır
Mekanizmayı yanlış anlatan çok yazı var, o yüzden açık yazayım. Nazar mide duvarına dokunmaz. Nazarın yaptığı, kişinin üzerine bir ağırlık bırakmaktır; beden o ağırlığı sürekli bir gerginlik olarak taşır ve en çabuk teslim olan sistemler ona ilk cevabı verir. Uyku, dolaşım ve sindirim, bu üçü sırayı hemen hiç şaşırmaz.
Neden bu üçü? Çünkü üçü de iradenin dışında çalışır. Kolunu kaldırmayı sen seçersin, ama midenin ne zaman kasılacağını seçemezsin. Taşınan bir ağırlık, ilk olarak senin karar veremediğin yerlerde görünür hâle gelir. Bu yüzden kişi "canım sıkkın" demeden önce "midem bozuk" der.
Bu yüzden mide şikâyeti de tek başına gelmez. Yanında dinlendirmeyen bir uyku, gün boyu süren bir isteksizlik, ense ve omuzda bastıran bir ağırlık bulunur. Nazarın bedende hangi bölgeye hangi sırayla vurduğunu nazar nereye vurur yazısında bölge bölge açtım; mide o haritanın en hızlı tepki veren köşesidir.
Ve hepsinin üstünde duran tek bir imza var: şiddeti geceleri ve yalnız kaldığında artar. Gündüz kalabalıkta karnın rahatken akşam ev sessizleşince şişmeye başlıyorsa, bu bir hüküm değil ama bir bilgidir.
Gezen kemik ve eklem sızısı ayrı bir başlıktır; onu kemik ağrısı ve eklem sızısı yazısında ayırdım.
Nazardan Karın Şişer mi? Şişkinlik Yediğinle Açıklanamıyorsa Bakılır
Bu soru bana ayrıca soruluyor, o yüzden ayrı bir başlık açtım: nazardan karın şişer mi? Şişebilir, ve bana yazanların tarifinde bu şişkinliğin kendine has bir şekli var.
Tarif genelde şöyle geliyor. Şişlik üst karında, göğsün hemen altında toplanıyor. Sabah karın düz, akşama doğru pantolonun düğmesi sıkıyor. Yenen miktarla ilgisi yok; bir tabak çorba içmiş insan da aynı dolgunluğu anlatıyor. Gaz var ama çıkmıyor, içeride duruyor gibi. Ve şişkinlik çoğu zaman kişinin göz önüne çıktığı bir günün, bir davetin, bir düğünün akşamında belirginleşiyor.
Tıbbi şişkinlikten ayıran şey de bu. Gıda kaynaklı şişkinlik yediğini takip eder: sütü kesersin geçer, baklagili azaltırsın hafifler, bir düzen tutturursun oturur. Manevi tabloda ise şişkinlik beslenmeyi değil, günün şeklini takip eder. Perhiz yaparsın, hiçbir şey değişmez.
Bir de şuna bakarım: aynı dönemde ev halkında da benzer bir dolgunluk başlamış mı? Aynı sofradan yiyen üç kişide birden çıkıyorsa önce ortak bir gıda, bir su kaynağı, bir düzen bozukluğu aranır. Onlar da elendiyse mesele tek bir kişide değil evde olabilir, ve tablo ona göre okunur.
Şunu da eklemem gerekiyor, çünkü sık karışıyor: kaygı da mideyi şişirir, bu gerçektir ve tıbbın bilinen bir konusudur. Kaygının kendisinin de manevi bir tarafı olabilir, ama olması gerekmez. O ayrımı anksiyete ve depresyonun manevi tarafı yazısında ayrıca yazdım.
Tek Belirti Bir Şey Söylemez, Aynı Haftada Gelen Üç Belirti Söyler
Herkesin midesi bir gün bozulur. Bakılan şey tek bir belirti değil, belirtilerin nasıl dizildiğidir. Nazarın sindirimdeki izi çoğu vakada şöyle bir küme yapar:
- Yediğinle açıklanamayan şişkinlik, özellikle üst karında ve akşama doğru.
- Gelip giden bulantı, belli bir yemeğe bağlanamayan, sabahları belirginleşen, hafif ama inatçı.
- İştahın kaçması ya da tam tersi, sevdiğin yemekten ağzını çevirmen ya da huzursuzlukla durmadan atıştırman.
- Düzenin bozulması, kabızlık ya da tersi, beslenme düzeltmesiyle toparlanmayan.
- Karında gezen donuk bir yük, keskin bir ağrı değil, ne yediğinle uyuşmayan sürekli bir ağırlık.
Bu beşten üçü aynı hafta içinde başladıysa tablo bakılmayı hak eder. Bir de başlangıç sorulur. Çoğu vakada şikâyet kötü bir dönemin değil, güzel bir olayın hemen ardından çıkar: bir övgü, bir müjde, bir terfi, paylaşılan bir fotoğraf. İnsan bunu kendiliğinden aklına getirmez, sevinciyle ağırlığını yan yana koymak istemez. Belirtilerin dört katmanda nasıl okunduğunu nazar belirtileri yazısında topluca yazdım.
Ağrın Yemekle mi Saatle mi İlişkili? Ayrım Buradan Başlar
Pratikte en çok işe yarayan tek soru bu. Şikâyetin ne yediğine mi bağlı, yoksa günün hangi saatinde olduğuna mı?
Mekanik ve tıbbi tablolar yemeği takip eder. Reflü yattığında artar, ülser ağrısı açlıkta belirir, safra kesesi yağlı yemekten sonra konuşur, laktoz intoleransı sütten yarım saat sonra. İki hafta boyunca ne yediğini ve şikâyetin ne zaman geldiğini bir deftere yaz. Bu kadarı bile doktorun işini kolaylaştırır, ve sana da bir şey öğretir.
Manevi tablo ise saati takip eder. Aynı yemeği öğlen yersin bir şey olmaz, akşam yersin karnın şişer. Hafta içi işteyken rahatsın, evde yalnız kaldığın akşam başlar. Aynı ayrımı baş için de yazdım; oradaki ölçü buraya birebir oturuyor: nazar baş ağrısı yapar mı.
Yine de dürüst olayım. Bir insanın karnındaki şişkinliğin sebebini, o kişinin okuduğu sayfaya bakarak kesin söylemek mümkün değil. Bu yazı sana deseni tanımayı öğretir, senin yerine karar veremez. Kesin ayrım ancak adın ve annenin adı alınıp durumuna bakıldığında çıkar.
Bu Başlık Kısa: Mideye Özel Bir Tarif Yok
Bu bölümü uzatmayacağım, çünkü uzatacak bir şey yok. Mideye özel bir okuma, bir karışım, bir tarif vermiyorum. Nazara karşı Kalem sûresinin 51 ve 52. âyetleri okunur; günlük korunmaya Âyetel Kürsî (Bakara 255), Felak ve Nâs sûreleri eklenir. Listenin tamamını nazar duası hangi sûreler yazısında verdim. Kurşun, tuz, düğüm işi bu kapıda yoktur.
Tetkikler Temiz Çıktıysa, Bundan Sonrası Teşhis İşidir
Doktoru "bir şey yok" dedikten sonra kalakalan insan sayısı az değil. Tahliller temiz çıkar, şikâyet aynı yerde durur, kişi kendini uyduruyormuş gibi hisseder. Doktorun yanılmış değil; tıbbi tetkikler bu katmanı taramak için tasarlanmadı. Acın gerçektir.
Ben ne yaparım? Önce teşhis. Adını ve annenin adını alır, ebced ile bakarım, daha herhangi bir işlem konuşulmadan önce ne olduğunu söylerim. Nazar mı, haset mi, büyü mü, yoksa hiçbir şey mi. On yılı aşkın süredir bu işi yapıyorum ve bir şey çıkmadığında "yok" demeyi öğrendim; olmayanı var göstermek bu kapının işi değil.
Nazarsa, o ağırlığı yalnızca Kur'an ve dua ile, Allah'ın izniyle üzerinden almaya çalışırım; sıranın nasıl işlediğini nazar nasıl bozulur yazısında adım adım yazdım. Ücret konusunda kafan rahat olsun: tek bir bakım ücreti vardır, ilk görüşmede net söylenir ve sonradan artmaz.
Garanti veren yanlış söyler; netice Allah'tandır. Ama belirsizlikte kalmana da gerek yok. Yaz, birlikte bakalım.
Sıkça Sorulan Sorular
Nazar gerçekten mide bulantısı ve şişkinlik yapar mı?
Yapabilir. Nazarın bıraktığı ağırlık, bedenin en çabuk cevap veren yerlerinden birinde, midede erken belli olur; sebepsiz şişkinlik, gelip giden bulantı ve iştah değişimi sık görülen kümedir. Ama bu belirtilerin gastrit, reflü, ülser ve çölyak gibi yaygın tıbbi karşılıkları da var. Bu yüzden sıra hiç değişmez: önce hekim eler, tetkikler temiz çıkarsa kalan tarafa bakılır.
Nazardan karın şişer mi?
Şişebilir. Bana anlatılan tarifte şişkinlik üst karında toplanır, sabah yokken akşama doğru belirginleşir ve yenen miktarla açıklanamaz; bir tabak çorba içen kişi de aynı dolgunluğu anlatır. Gıda kaynaklı şişkinlik yediğini takip eder ve perhizle hafifler; manevi tabloda perhiz bir şey değiştirmez. Yine de çölyak, laktoz intoleransı ve huzursuz bağırsak sendromu önce doktorda elenir.
Sindirim sorunumun nazardan mı yediğimden mi olduğunu nasıl anlarım?
Tek soruyla başla: şikâyetin ne yediğine mi, yoksa günün hangi saatinde olduğuna mı bağlı? Yemeği takip ediyorsa tıbbi tarafa bakılır. Aynı yemeği öğlen sorunsuz yiyip akşam yalnız kaldığında şişiyorsan desen değişir. Üç işaret birlikteyse manevi katman düşünülür: bir güzel olaydan hemen sonra başlaması, uyku ve moralde aynı anda bozulma, beslenme düzeltmesine rağmen geçmemesi. İlk adım yine doktordur.
Doktora gittim, tahliller ve endoskopi temiz çıktı. Bu normal mi?
Sıkça olur, ve kişiyi rahatlatmak yerine kendini suçlamaya iter. Tıbbi tetkikler bu katmanı taramak için tasarlanmadı; şikâyetin gerçektir. Önce doktorunu dinle, istediği tetkikleri eksiksiz yaptır, verdiği tedaviyi bırakma. Tarama temiz çıkar ve şişkinlik, bulantı, iştahsızlık o gece ve yalnızlık düzeninde sürüyorsa manevi bakım o zaman anlam kazanır.
Nazar sindirimi ne kadar sürede etkiler?
Çoğu vakada şikâyet, göz önüne çıktığın bir olaydan sonraki bir iki gün içinde başlar ve kişi geriye bakınca o günü işaret edebilir. Aylara yayılan, başlangıcı belirsiz bir gidiş daha çok tıbbi bir sebebi ya da bozulmuş bir beslenme düzenini düşündürür. Nazarın tanınır imzası ikidir: başlangıcının bir tarihi olması ve şiddetinin geceleri, yalnız kaldığında artması.
Karın şikâyetimde hemen doktora gitmem gereken belirtiler hangileri?
Dördü beklemez: istemeden verilen kilo, kanlı kusma, siyah renkli dışkı ve yutma güçlüğü. Bunlardan biri varsa manevi tarafı sonra konuşuruz, bugün doktora git. Uzun süren şiddetli karın ağrısı, dinmeyen kusma ve aylardır düzelmeyen bir bağırsak düzeni değişikliği de doktor işidir. Ben kimsenin ilacını kestirmem, tedavisini azaltmasını ya da ertelemesini söylemem.
Uzaktan bakılır mı?
Bakılır. Adın ve annenin adı yeterlidir; ebced ile bakılır ve mesafe manevi işe engel değildir. Türkiye'den de gurbetten de aynı şekilde çalışırız, görüşmelerin mahrem kalır. Bakımdan önce ne olduğunu açık söylerim, bir şey çıkmazsa yok derim. Ücret tek bir bakım ücretidir, ilk görüşmede net söylenir ve sonradan artmaz.